Tuesday, July 28, 2009

4-3-3

ben inanmıyorum arkadaş bu sistemin efsane olduğuna, futbolun yeni düzeni olduğuna falan. futbolu orta sahada oynacaksın, ataklarıda defansıda orta sahadan başlatacaksın. o yüzden basbas bağarıyor herkes "iki yönlü orta saha oyuncusu" diye. o yüzden lincolnler alexler falan benim gözümde futbolcu değil.


total futbol diye bi yalan var, neymiş tüm takım defans yaparmış, defans forvetten başlarmış, hucümları defans oyuncuları başlatırmış. yahu 2 taşın yerini değiştirip felsefe diye satıyorlar ben ona kıl oluyorum. nedir yani 442 oynayan sistemde ilerde rooney gibi, torres gibi forvetlerin olsa, ilk hazırlık paslarında basmak yerine orta sahadaki ilk, sahadaki ikinci istasyonda bassalar ve kontra için geride derinlik bıraksalar bu forvette başlayan hucüm olmuyor mu? veya aynı mantık ilk topu servet kewella değilde ayhana verince defans hucüm başlatmış olmuyor mu? kaldı mı bugün rakip takip defansı pas yaparken duran top şimdi onlarda, bana gelsin diye bekleyen takım?

gelelim başka bir yalana, 433 total futbol!! yahu 442 oynayan bir takım atak halinde (beklerini oyuna katarsa) rakip yarı sahada 8 kişi ile oynuyor, 2 bekde orta sahaya kadar çıkıyor. hele birde baskıyı kurarsan atıyorum 20 dakika 30 dakika oyunu 100 metrede değil 50 metrede oyunursun. (al sana total ekonomik futbol) almanlar o mühendis beyinleri ile vakti ile demişler ki, 442 sisteminde 4 defans oyuncusu yerine 3 defans ile oynayalım ve defanstaki bir oyuncu yerine 1 ortasaha oyuncusu daha kullanalım. iyi de etmişler..bugün 442 gibi görünen sistem aslında kısmen sahaya 262 gibi yansıyan bir sistem. almanlar vakti ile bu işi çözmüşler, kalabalık orta saha. vakti ile fatih terim 361 oynadığı bir isviçre maçı hatırlıyorum. yani total oynayacaz, türkçesi ile birbirimize yakın oynayacaz diye ille 3 tane forvetle maça çıkmana gerek yok.




aslında çok kasmaya gerek de yok, 352 443 4231 falan..442 yi oynamayı bilen çok yönlü adamları koyarsın, oynarsın..gariban yurdum insanını sabrileri yaserleri yormassın böyle rakamlarla felsefelerle..vakti ile del bosque beşiktaşta iken durmadan kötü sonuçlar alıyormuş, yöneticilerde soruyormuş, hocam takviye yapalım, bir 10 numara falan..del bosque ise sadece 442 iyidir diyormuş. demirören falan ilk yılları,adam götünü yırtıyor takım uçsun diye, del bosque sadece 442 iyidir diyormuş. beşiktaş hocaya dayanamadı kovdu..ama 442 iyidir.

Sunday, June 29, 2008

cehÜnnem

müdürsüzlüğünüzün hüzüntüsünü düşünürmüydünüz?

Wednesday, February 27, 2008

Anlı şanlı asker oğlum..

Memleketim gene kavga kıyamet, yandan yeme bi avrupalılık, birbirine girmiş havada askıda kalmış kavramlarla millet birbirine saldırıp duruyor. Benim tokat yediğim saçmaladığım nokta -ben ki eşcinselleri,travestileri,sokak çocuklarını toplayıp aile planlamasını sadece belirli kişilere çoğalma izni vererek kontrol etmek isteyen biriyim, bu fikirlerimde de halen "teorik" olarak sabitim- neden benim gibi birinin hislerine Cemil İpekçi, Bülent Ersoy tercüman oluyor..ve gene de helal olsun dedikten sonra tartışmanın karşı tarafında Ebru Gündeş gibi bir beyinsizinin sinir bozucu açıklamalarını buluyorum?

Şimdi Bülent Hanımefendi dediklerinde Adan Zye kadar haklı, eğer birileri memleketi kan dökerek korumak istiyorsa gitsin göndersin kendi oğlunu, esasen bu gazı veriyor olmaları zaten suç iken, ben gazı almadım gitmeyecem askere demek suç oluyor. Türkiyenin hedef aldığı(olmaya çalıştığı) büyüklükteki,güçteki ülkelerin hiç birinde böyle saçma bi uygulama yok..Bırakın şehit olmayı, kimsenin kimsenin ömründen vaktini,ruh sağlığını çalmaya hakkı yok. Hele bunu vatan hizmeti diye satmaya hiç yok..Ben vatana kendi bildiğim gibi hizmet edecem, mektem okuyacam, yazıp çizecem, yurt dışında lobi yapacam..sen önce gel bi askerlik yap, onları yaparsın sonra diyen beyinlerinizin içine tükereyim..Askerlik hizmeti zaten çağ dışı bir hizmet, bir de bunu vatan millet bayrak gibi değerleri kullanıp dayatma halinde yaptırıyor olmaları daha çağ dışı..Vicdanı red işte kısaca, istemiyorum dedikten sonra bana sen vatan hainimisin demesin kimse..bu aptallık,bu geri kafalılık çok daha büyük bi vatan hainliği.


Ya Ebru Gündeş karısının savsatası? Surat bi ton fondoten, bilmem kaç defa gerdirilmiş, gögüşler allı pullu fora, örnek türk anası gibi bi ağız, allah inşallah bana da bi evlat verir de anlı şanlı gönderrim askere, kaderde zaten şehit olması ise olur..napalım..vatan bölünmez vs.vs..vs..ettiği her kelimeden birer birer salaklık damlayan bir karının ettiği lafların ülkenin önemli konusundaki genel politakası olması beni gerçekten korkuyor..Şehitler ölmez diye bi şey yok..Şehitler ölüyor, anneler evlatsız kalıyor..Çocuklar babasız büyoyor..toplumda ölen öldü diye zaten manyak bi nefret büyüyor, ve bunlar olurken vatan da bölünmüyor,duruyor sanıyor bu gerizekalılar..İstanbuldan kürtleri gönderelim mi Doğuya diye bi anket yapılsa merak ediyorum kaçınız o bölünmeyen vatan için "kürtler kalsın" diyeceksiniz..Siz bayrağınızı kanla korumaya devam edin..Şehitler ölmez dediğiniz olay 20 yaşında Türk gençleri ölmesinden ve o ölümlerin toplumda nefreti deşmesinden ibaret..

Benim oğlum eline silah almasın demek, artık durdurun bu savaşları demek en basit seviyesinden bir insanlık gereksinimi. Oğlun elinde silah, dağda kafayı yesin, birileri vatan bayrak falan diye beynini yıkasın,sen buna alkış tut, benimde inşallah oğlum olur, bende bu sadist gururu tribünler yaşarım de..umarım inandığın allah sana ve evlat ne de uzun bir yaşam verir..İnan bana öfke ile bu güne kadar herşeyi çözdün, yok ettiğin hiç bir sorun günün birinde yeniden hortlamadı, bu sorunuda gayet radikal bir şekilde kökünden çözeceksin..

Madem nefret de insana ait bi değer, ben de bu nefret tüccarlarından nefret ediyorum, oturduğu yerden oğlu ölen insanların acılarından şov yapan karaktersizlerden nefret ediyorum..olayları bu çıkmaza getiren o beyaz zihniyeten nefret ediyorum..Dediğim gibi en samimi dileğim fazla yaşamamanız, bizim kaynaklarımızı gereksiz yere tüketmemeniz..

(bu defa kustum sanki öfkemi..)

Saturday, February 02, 2008

Atam paranoyak bunlar!

Türban gerginliği o kadar güzel bir yolda ilerliyor ki, öfkeli kalabalıklar memleketin gidişatını Ata'ya şikayet ediyorlar, Komiser Şekspirde filmindeki çok yanlızım Atam karikatürü gerçek olmuş durumda. O esnada Anıtkabire ziyarete gelen 2 türbanlı kız yahulanıyor, tabi bunlar türbanını çene altından değil iğne ile bağlayanlar. Anadolu modeline kimsenin bi lafı yok, annenelerimiz öyle bağlardı. Ama bu siyasi simge. Annenen çok iyi bi insandı, bunlar türbanlılar ve çok kötü insanlar, rejimi değiştirip bizi irana çevirmek istiyorlar. Tabi bir o kadar da cesurlar, kendilerini saklama ihtiyacı duymuyorlar. Memleket çok kötüye gidiyor, ülkenin başına örtü örtmek istiyorlar..Atam ne olursun yardım et, Türkiyem İran olmasın , Türkiyem Malezya olmasın Atam ne olursun!! Gerçi mesele türbanlı kızlarımız yavrularımız değil, onlara bu türbanı zorla taktıran türbancılar..yani bu kızlarımızın özgür iradeleri yok, yanlış eğitilmişler. Doğrusunu tabi ki biz biliyoruz, doğrusu tabi ki türban gibi bir prangayı başına bağlamamak "modern,özgür ve bağımsız" olmak. Tabi ki değerli vakitlerini belirli bir kitleyi Atamız Ulu Önderimiz dahi olsa "ölmüş birine" yani teknik olarak şikayetlerini duyamayacak birine iletmek ziyadesiyle "modern" bir haraket. Geleceğe umutla bakan Türk kadınından beklenen davranış. Artık insan yeter demek istiyor..bi kendinize gelin demek istiyor..herkes bi adım geri atsın, işimize bakalım demek istiyor. Aklı selim zaten bunu diyor da, demokrasi az ve özün değil çoğunluğunun dediğini yaptırıyor. Çoğunlukta işte meydanlarda avazı çıktığı kadar bağarıp kavga istiyor. Amerika emperyalist, Kürtler bölücü, solcular anarşist, türbancılar türbanlılar artık adını nasıl koyyorsanız rejim tehdini..Türkün tabi ki türkten başka dostu yok..size yakışan tek bir tanım o da paranoyak..ağır dereceden paranoyak..Bende sizi atama şikayet ediyorum : "Atam paranoyak bunlar!!!"

Wednesday, January 30, 2008

Geleceğin Korsanları

Korsan denen olaya oturup tarafsız bakmaya çalıştığınız vakit edecek zaten fazla laf yok gibi geliyor. Elinde hakkın olmadan parasını ödemeyen bir şeyi kullanıyorsun.Gayet açık seçik yasalar var, yasalara karşı geliyorsun vs..vs.. Ama ben bu olaya taraflı bakmak istiyorum, şöyle ki;

Ben tüketiciyim onlar üretici, onların bana ihtiyacı var ama benim onlara ihtiyacım yok. Eğer onlar film yapmazsa şarkı söylemezse söyleyen başka birileri olur, gider onu izlerim dinlerim. Birileri aç olduğu süre boyunca başka birileri kesinlikle o isteğe cevap verecek işler çıkartacaklardır. Yani benim onlar için fedakarlıkta bulunmama gerek yok. Ben para vereyim de benim için yeni albüm yapabilsenler para kazanabilsinler diye bi kural yok. Hiç kimse ben filmi,albümü beğenmediğim vakit gelip benim kullanıcı haklarımı hatırlatmıyor. Biz bunu yaptık diyip kapatıyorlar konuyu. Şimdi kişisel zevklere hitap eden bi konuda net çizgiler çizmek tabi ki zor ama kullanıcıya karşı saygısızlık diyebileceğim o kadar kötü işler var ki..aklıma ilk gelen örnek okul filmi. oradan buradan toplama esprileri 2 3 öncesinin insanın gözünün içine giren özel efektlerle birleştirip film yapmışlar, olabilecek bütün esprileride filmin trailerına koymuşlar. Ben bu filme yurtdışında olduğum için sinemada gidemedim, Türkiyede olsam o reklam rüzgarına kendimi kaptırıp bende sinemada izlerdim, verdiğim paraya da lanet ederdim. Burada korsan benim için güzel bi koruma oldu..Birde reklam/kalite dengesizliği açısından Metallica St.Anger albümü diyip konuyu kapatayım. Köklere geri dönüş yalanı ile binlerce fana yalan söyle, üstüne berbat ses kalitesi olan, metal bile diyemeyeceğin bi albüm yap. Bu albümü de internetten indirdiğim için çok mutluyum.

Eskiden insanlar mektup atarlardı bunun için postane para alırdı. Bugün E-Mail var. Hiç kimse haberleşme bizim tekelimiz deyip mail için para almaya kalkmıyor çünkü zaman artık bunu gerektiriyor. Bu örneğe benzer örnekler vermek mümkün, lakin aklıma gelmiyor, gelmesine gerek de yok zaten. Ne demek istediğim bence gayet açık.

Benim kafamdaki gelecekte yeni bi çağ açılıyor. Artık sanatçılar yazarlar her kimse ben bu kişileri üretkenler olarak görüyorum, istedikleri gibi üretimde bulunacaklar. Albüm yapıp sanatını paylaşmak isteyen kişi bunu yapacak. Film çekmek isteyen kişi bunu yapacak. Harcanan paraların değerleri değişecek. Sanatçılar CD satışlarından değil konserlerden orada burada çıktıkları programlardan para kazanacaklar. Filmler sinemada izleme keyfi için para yapar hale gelecek. Kitaplar fikirler olarak gürülüp wikipedia gibi, wikibooks gibi açık kaynak olup açık herkesin olaşabileceği kütüphanelerde olacak. Bu da alternatif bir gelecek ve bence insanlara yasaklar koymaktan, elindeki CDsini internet üzerinden birisi ile paylaşan birilerine bilmem kaç milyon cezalar vermekten, gene yasaklar koymaktan çok daha güzel bi gelecek.

Başta dediğim gibi olaya taraflı bakmak istedim. Bi bilimkurgu dünyasında yaşamadığımızı, olayın objektif bakıldığı vakit nasıl göründüğünü gayet iyi biliyorum. Ama kafamın içinde hep bir ama, hep bir acaba olacak bu konu ile alakalı..

Wednesday, January 23, 2008

YouTube yasağı

Yurt dışında yaşıyor olmam kimseleri yanıltmasın, gayet yakinen takip etmekteyim bu hadiseyi..ilki gerçekleştiği vakit İstanbuldaydım, sabah akşam Lost indirip youtubedan milletin teorilerini izliyordum. Sonra bir sabah bilgisayar ekranımda bu aptal ibare..erişim mahkeme kararı ile durdurulmuştur. Hani Error 403 falan gibi hata ile ulaşamıyorsunuz deseler hayatta aklına ucundan geçmeyecek bi şey, mahkeme kararı falan yazınca bi iki defa okumak zorunda kaldım önce, ne mahkemesi lan ne oluo diye..şimdi bu olay sanırım 3.kez gerçekleşiyor..

NTVMSNBC sitesinde haber yapmış, oraya ulaşabiliyoruz tabi onu okumak serbest, internet yasağının olduğu ülkeler arasında İran var, çin halk cumhuriyeti var, Afganistan falan vardı sanırım. İran mesela bizden daha radikal ve akıllıca davranmış ve wikipediaya, new york times'a girişi yasaklamış. Zaten İrandan rejim karşıtı olduğu için kaçan kaçana, kalan entellektüellerde bilgiye ulaşamasın. Batı ne diyor kimse bilemesin.

NTVMSNBC de yazmayan bi haberi alman kaynaklarda okudum. Avrupada bu internet yasakları olan tek ülke Beyaz Rusya. Onlarda neyin neden yasak olduğunu bilmiyorum. Ama internet yasağının olduğu ülkeleri şöyle bi harita üzerinde gösterdiğiniz vakit çok net güzel bi avrupa / asya sınır haritası çıkıyor ortaya. Hoşumuza gitsin gitmesin medeniyet konusunda habire ders almaya çalıştığımız insanlar yasaklar konusunda bizden daha rahatlar, bu konuda bizim sahip olduğumuz takıntılar komplekslere sahip değiller.

----------------------------

Şu anda okumakta olduğunuz yazı web 2.0 standartlarına güzel bir örnek. Nedir bu? internet hepimizin..kimsesin kendine ait malı değil, ama web 1.0 döneminde web sayfaları statikti, herkesin kendi sitesi vardı webmasterlar belli idi. sayfa içerikleri update edildikçe değişiyordu..şimdi web 2.0 var. içerikleri ben sen o birlikte oluşturuyoruz. Ben bu yazıyı yazarım, biri gelir yorum yazar, o yoruma biri gelir küfür yazar..O küfür bana ait değil, haliyle beni yasaklamak mantıklı değil..Youtube bunun büyükçene bir örneği..Youtube kurallara uyduğu süre boyunca herkes istediğini ekleyebilir, istediği yorumu yazabilir. Youtube da düzen gayet mantıklı bir şekilde kurulmuş..eğer bir video durmadan uygunsuz olduğu için şikayet alıyorsa siteden kaldırılır. Yani herkesin kendi ifade hakkı var, ifadenin eleştiri hakkı var, yeterli eleştiride işleyen kurallar ve duruma göre cezalar var..

Bu durumda elimizden alınan tepki verme hakkımız. O videoyu oraya koymak koyanın hakkı ise, izlemek ve değerlendirmesini vermek benim hakkım. Bu internetin içinde kimi için bi oyun gibi gözüksede web 2.0 döneminin kuralı.

Umarım dünyanın en büyük sitelerinden birine yasak koymayı oyun haline getirenler internet denen oyunun kurallarını öğrenirler, bundan sonra onlarda oyunu kuralına göre oynarlar..

Wednesday, April 25, 2007

Katibim

Üsküdar'a gider iken aldı da bir yağmur..
eğer YouTube'da ufak çaplı bir arama yaparsanız parçanın binbir çeşit farklı yorumlanmış halini buluyorsunuz..(cover diyorum be cover) lakin hiç biri ama hiç biri b u versiyonu kadar güzel değil!! güzel derken ?


Friday, August 18, 2006

Python Binary Trees

Pointerları olmadığı Pythonda veri yapıları arasındaki bağlantıyı nasıl sağlarım gibi soruları olanlara harika bi PythonBT-Implementation
tıkla!

Linux'tan Windows kısmına erişim

Ceviz.Net de yayınlanmış güzel bir yazı..
tıkla!

SuSe Linux altında ISP kurulumu

This is a detailed description about the steps to be taken to setup a OpenSUSE 10.0 based server that offers all services needed by ISPs and hosters (web server (SSL-capable), mail server (with SMTP-AUTH and TLS!), DNS server, FTP server, MySQL server, POP3/IMAP, Quota, Firewall, etc.) and the ISPConfig control panel.

http://www.howtoforge.com/perfect_setup_suse_10.0

Tuesday, June 13, 2006

Heidelberg'de bir dolunay akşamı II

Güzel şehrimiz Heidelberg'teki kurt adam efsanesi devam ediyor. Tabi ki yaratıcı türk zekasıda sınırlarını zorluyor..bunlar da webcam teleskop kombinasyonu çekilmiş resimler..belirtmemde yarar var, resimlerde görünen astral obje 'ay' diye tabir ettiğimiz obje..



Sunday, June 11, 2006

Heidelberg'de bir dolunay akşamı



şahane bir yaz akşamı..astro sevdalısı satanik depresif gençler olarak dedik ki, hali hazırda bu akşam dolunay var, çıkalım Iron Maiden T-Shirtleri ile ayın doğusunu izleyelim, kurt adam olup gaza gelelim..lakin yaptık da..buyrunuz günün özeti..

öncelikle güzel şehrimiz Heidelberg ve gözlemi gerçekleştiğimiz kolpa köprü..



ayın doğuşundan önce güneşin batışı..



burada 8x50mm teleskop(arama dürbünü mü desek bilmiyorum) ve sony ericsson cep telefonun yaratıcı türk zekası ile olan uyumu..bu resimde renkler gerçekten şahane..facia resimler az sonra..



ilk facia nereden doğacak bu ay gibi bi ikilem yaşadık..coğrafyanın da azizliği kendimize iyi bir mekan ararken çaaat diye karşımızda gördük ayı..burada 'moon illusion' denen hadiseye dikkat çekiyorum..ay görmeye alışık olduğumuzdan çok daha büyük görünmekte..neden acaba ? nedenini merak edenler için google'ı tasviye etmekten başka bi şey gelmez elimden!!



buradan sonra fotoğrafların hiç birinde ay resmin ortasında durmuyor..esasen hepsinde resmin ortasında durması için çaba sarf edildi..iki kişi dört el bir teleskobu sabit tutup, telefonu teleskoba dayayıp, resmi oturtup düğmeye basamadık..gene de çarpıcı kareler mevcut..







gecenin renkleri değişmeye başladıktan sonra bizde tabi değişik pozlar almaya çalıştık..






bu tarz şahane renkleri de yakaladık..ah birde ayı çerçeveya oturtabilsek..


sanatsal çalışmalara da girmedik değil..





gecenin finali..



ve bizler..öncelikle bendeniz..



ve bir o kadar Ömer..

Tuesday, June 06, 2006

Andromeda Galaksisi gözlem raporu



tarih 7 haziran 2006..saat 02.30 civarı mekan almanya,heidelberg balkonum doğu tarafına bakmakta..bir iki saat öncesinde batmakta olan ayın şahane görüntüsü ve gökyüzünün temiz olması beni gene kısa bir gözlem yapmaya yönlerdirdi..öncesinde halletmem gereken bir iki ufak işten dolayı ayın batışını kaçırdım..gerçi balkonum zaten doğuya bakıyor, ayın batışını izlemek için 10.katın balkonundan sarkmak iyi bir fikir olmasa gerek..neyse gel gelelim gökyüzü haritası olarak kullandığım stellariumu açtım ve gökyüzünün belirgin yıldız takımlarını aramaya başladım..çok zor bir pozisyonda olsa bile (binanın tam tepesinde) lyra takım yıldızının ana yıldızı 'Vega' olanca parlaklığıyla kendisini belli ediyordu..onun hemen altında bir yaz takım yıldızı olan 'Cygnus' uzanıyordu..Cygnus'un güneydoğusunda Altair gene kendini çok belli ediyordu..Ona tam ters istikamette bulunan Cassiopedia gene oldukça net bir şekilde gözlem alanımdaydı..derken daha önceden gözlemlemediğim oldukça büyük bir yıldız takım olan 'Pegasus' gözüme ilişki..Cassiopedia ve Cygnus dan ölçü alarak yıldız takımının sol tarafını çıkarttım. ( sağ sol demek ne kadar doğru bilmiyorum, Almaak ve Mirach ın olduğu kısım.) derken Stellarium'da bölgede ne var ne yok diye bakarken o bölgede çok tanıdık bir 'şey' olduğunu fark ettim..ne bir yıldız, ne bir takım yıldızı..ne bir gezegen ne bir uydu..bir anlamda hepsi..Andromeda Galaksisi..Mirach'ın yukarsında (bu yön tanımları ne kadar doğru bilemiyorum..aşağı yukarı..) mAnd onun biraz yukarsında çaprazda vAnd yıldızları çıplak gözle olmasa bile bir 8x50 mm teleskopla çok rahat gözlemleyebildim..derken bu iki yıldızın biraz daha kuzeyinde aradığım Andromeda Galaksisine benzettiğim şekilde bir bulut yığın gözüme çarptı..nedense o bölge baya bir karanlık, karanlık bölgenin (andromeda'nın olduğu kısım) yukarsında gene bi takım yıldızlar vardı..fakat andromeda'nın olması gereken bölgenin etrafı nazaran çok net bir şekilde karanlıktı..ve tam andromedanın olması gereken ona benzer bi şey gözlemledim..
Şimdilik araştırma aşamasındayım..gördüğüm oluşumun Andromeda Galaksisi olduğunu düşünüyorum..sadece o kadar uzakta olan bir galaksiyi 8x50 mm bir teleskopla gözlemlemenin mümkünatı hakkında şüpheliyim..neyse araştırmam sonuç verdiği gibi buraya bir şeyler ekleyeceğim..

Sunday, February 12, 2006

Suse Linux için "en kolay" ilk adım..

DURUM:elinizde windows bi makina var..linux nedir ne değildir diye çook merak ediosunuz ama bir işletimi nasıl kaldırılır veya hali hazırda duran işletim sistemi ile paralel çalışacak ikinci bir işletim sistemi makinaya nasıl kurulur bilmiosunuz..veya kuruluma ait gerekli ne varsa biliyorsunuz ama bunları yapacak zaman yok elinizde..(çağın hastalığı zaten zaman yok hikayesi..)

EE ÇÖZÜM?? :VM Ware.....
ilk olarak "VM Ware player " ücretsiz bir ürün..bunu Workstation veya diğer başka bir versionu karıştırmamakta yarar ve bereket var..VM Ware Workstation versionu için para ödemeniz gerekiyor (tabüüüüü ben bilmiyorum crack die bi şey).
neyse efenim, buyrun bakalım hadise nasıl gerçekleşiyormuş..
ilk adım www.vmware.com .. burada Products kısmından VM Ware Player ı indirmeye başlayabilirsiniz..


şimdi ikinci adım işletim sistemi..burada dikkat edilmesi hadise, VM Ware in Player versionunda diğerlerinden farklı olarak elinizdeki işletim sistemi CD veya DVDleri ile kurulum yap(a)mıyor oluşunuz..çalıştırmak istediğiniz işletim sistemi ne ise ona ait olan paketleri internetten indirmeniz gerekiyor.. bunun için VMWP (uzun uzun yazmaktan fenalık geldi..artık böyle yazacam!) sayfasında bir de browser download etmenizi tavsiye ediyor..ama buna gerek yok..kendi yapacağınız bi aramada çok rahat size sonuç verebilir..
mesela http://developer.kde.org/~binner/vmware/ gibi.. burada VMWP için yazılmış bir SuSe 10.0 mevcut.. KOffice 1.4.2 ve KDE 3.5 yanında hediyesi :)


işletim sistemini indirmeye başladıktan sonra VMWP yi kurmaya başlayın..malum işletim sistemini download etmek biraz sürecek.. download bittikten sonra gelen dosyayı bi klasöre decompress edin..(bunun türkçesi nedir bilmiyorum..gerginlik yaratmasın kimse..) VMWP yi çalıştırın.. demin dosyaları açtığınız klasörün içindeki "KDE_3.5_on_SUSE_Linux_10.vmx" dosyasını çalıştırıın..kısa bi yükleme süresi..ve SuSe 10.0 karşınızda..

siftah

evet buyrunuz ilk post..burada bilgisayar, internet, müzik, sinema, bilim-kurgu, fantastik-kurgu, astronomi ve yurtdışında eğitim gibi konulara yer vermeyi planlıyorum..

hadi bakalım yolumuz açık ola..