kanımca en iyi dissection parçası, where dead angels lie dan falan çok daha iyi..
See the plains lie ghastly silent as being frozen in time
A place of distress where evil still lies vigilant enshrined
Years that passed are now centuries and forgotten seem the
fallen ones
But on lived the memories in the spirits of a battle sons
Chorus:
Hear the choirs
Is it the wind that brought back their cries?
Once forged in blood by tragedy
Sharp were the thorns of crimson death
Through the air again our voices whisper
and awake are now your eyes
For too long closed in slumber - but death didn't prove our demise
By ages so dark we've been sculptured
as fragments of story and tales
As we haunt we are endlessly captured
and shrouded in the wind that here wails
Chorus:
Hear the choirs
Is it the wind that brought back their cries?
Forged in blood by tragedy
Dark were the thorns of crimson death
By ages so dark we've been sculptured
as fragments of story and tales
By the place that we haunt we are captured - Against
eternity we can prevail
Chorus:
Hear the choirs
Is it the wind that brought back their cries?
Forged in blood by tragedy
Dark were the thorns of crimson death
Sunday, September 27, 2009
Thursday, September 10, 2009
bir kaç linux yalanı
aşadaki maddeler genelde home desktop kullanıcıları için düşünülmüştür. windows veya mac os x server editionlarını test etme imkanım malesef olmadı.
1. linux güvenlidir
evet, piyasanın en az kullanılan işletim sistemi olduğu için fazla saldıranı yoktur. zaten linux kullanıcıları kendi yağlarında kavrulan, kendi kendilerine ufak tefek olaylarla mutlu olan insanlardır. gentoo işlemi sistemi derleyip wireless adaptörünü tanıtabilmek gibi. sonra o adaptör için AES desteği ararken kendini nerdic hissedip mutlu olmak gibi. evet, az kullanılan ve yapacağınız her adımda sizden şifre isteyen bir sistem güvenlidir. bende alış veriş mağazasına giren herkesin donunun içine bakıp her 5 dakkada bir kontrol edersem üst düzey güvenlik sağlamış olurum. rahatsız edici bir güvenliği vardır linuxun.
2. linux size sayısız program sunar..hemde hepsi özgür ve parasız.
richard stallman bu open source, free software tartışmalarında free kelimesinin altını çiziyor. diyor ki free beer anlamında değil, free speech anlamında. özgürlük diyor yani, beleşçilik değil. linux kullanan biri yüzlerce kötü yazılmış program arasından istediğini indirebilir, kaynak kodlarını inceleyip istemediği yerde değişiklik yapabilir. gene nerdic bir sevda. benim için setup.exe i download edip iki defa tıklamak, kaynak kod indirip readme okuyup, ordan buradan gerekli paketleri toplamaktan çok daha büyük bir özgürlük. beğenmedim programın featurelarını kaynak koddan değiştirecek ne vaktim ne kudretim..benim bir sosyal hayatım var! amarok, banshee öne çıkan linux bazlı media programları. biri kde diğeri gnome için..ikisini toplasan bir toplasan bir winamp etmez. lyric plugin indirmek bile eziyet oldu banshee de, amarok ise bir ara mp3 için not supportable format dedi. talep etmediğim bir özgürlük için afganistan şartlarında yaşamaktansa, krallar gibi başkasının bana istediğim şeyleri sunduğu bir ülkeyi tercih ederim. bu arada bir hatırlatma, geçenlerde makinamı formatladıktan sonra kurduğum programların hiç birisi paralı değildi. yani piyasada açık kod olmasada parasız sayısız program var..linux kodunu ise hiç ama hiç merak etmiyorum.
3. windows programlarını linux altında çalıştırabilirsiniz.
evet 2 tane yol var..ya virtual box olayı, performans konusunda oldukça başarısız bir olay. yada wine gibi emulation olayı. wine ile neverwinter nights çalıştırdım, oyundan herşey vardı, karakterimin gölgesi dahil, ama karakterimin kendisi yoktu. renkler falan soluktu. bir üstteki maddede yüzlerde kötü yazılım derken bunu kast ediyordum. çalışıyor mu evet, ama illeki adamı kıl edecek olmamış dedirtecek bi şeyler oluyor. asla windows xp nin verdiği kullanım rahatlığını sunmuyor linux.
4. linux öğrenmek kolaydır
değildir..linux nerdleri için mesele değildir, bilgisayarla hobi olarak uğraşan insanlar için belki biraz zaman alır, ama düz kullanıcı için imkansıza yakındır. windows partisyonunu mount etmek için terminal açıp komut satırına bir şeyler yazıyorsun, her defasında olsun diye etc/init.d açıyorsun, editliyorsun falan..ben en son dos 6.22 kullanırken autoexec.bat editliyordum o şekilde oyunlarım çalışşın diye..oyun dediğim de wolfenstein. linux kolay değildir, çağ dışıdır..
bunlar şimdilik aklıma gelenler, yeri geldikçe buraya bir şeyler eklerim. kapanış olarak konu ile ilgili ufak bir anım; üniversitede sabah derse gidiyordum. birbiri ile konuşan 2 tane nerd (tip falan tam ama uzun saç, gömlek, gözlük falan) biri öbürüne "umarım starcraft 2 linux altında çalışır" diyordu. günüm güzel başladı dedim kendi kendime..
1. linux güvenlidir
evet, piyasanın en az kullanılan işletim sistemi olduğu için fazla saldıranı yoktur. zaten linux kullanıcıları kendi yağlarında kavrulan, kendi kendilerine ufak tefek olaylarla mutlu olan insanlardır. gentoo işlemi sistemi derleyip wireless adaptörünü tanıtabilmek gibi. sonra o adaptör için AES desteği ararken kendini nerdic hissedip mutlu olmak gibi. evet, az kullanılan ve yapacağınız her adımda sizden şifre isteyen bir sistem güvenlidir. bende alış veriş mağazasına giren herkesin donunun içine bakıp her 5 dakkada bir kontrol edersem üst düzey güvenlik sağlamış olurum. rahatsız edici bir güvenliği vardır linuxun.
2. linux size sayısız program sunar..hemde hepsi özgür ve parasız.
richard stallman bu open source, free software tartışmalarında free kelimesinin altını çiziyor. diyor ki free beer anlamında değil, free speech anlamında. özgürlük diyor yani, beleşçilik değil. linux kullanan biri yüzlerce kötü yazılmış program arasından istediğini indirebilir, kaynak kodlarını inceleyip istemediği yerde değişiklik yapabilir. gene nerdic bir sevda. benim için setup.exe i download edip iki defa tıklamak, kaynak kod indirip readme okuyup, ordan buradan gerekli paketleri toplamaktan çok daha büyük bir özgürlük. beğenmedim programın featurelarını kaynak koddan değiştirecek ne vaktim ne kudretim..benim bir sosyal hayatım var! amarok, banshee öne çıkan linux bazlı media programları. biri kde diğeri gnome için..ikisini toplasan bir toplasan bir winamp etmez. lyric plugin indirmek bile eziyet oldu banshee de, amarok ise bir ara mp3 için not supportable format dedi. talep etmediğim bir özgürlük için afganistan şartlarında yaşamaktansa, krallar gibi başkasının bana istediğim şeyleri sunduğu bir ülkeyi tercih ederim. bu arada bir hatırlatma, geçenlerde makinamı formatladıktan sonra kurduğum programların hiç birisi paralı değildi. yani piyasada açık kod olmasada parasız sayısız program var..linux kodunu ise hiç ama hiç merak etmiyorum.
3. windows programlarını linux altında çalıştırabilirsiniz.
evet 2 tane yol var..ya virtual box olayı, performans konusunda oldukça başarısız bir olay. yada wine gibi emulation olayı. wine ile neverwinter nights çalıştırdım, oyundan herşey vardı, karakterimin gölgesi dahil, ama karakterimin kendisi yoktu. renkler falan soluktu. bir üstteki maddede yüzlerde kötü yazılım derken bunu kast ediyordum. çalışıyor mu evet, ama illeki adamı kıl edecek olmamış dedirtecek bi şeyler oluyor. asla windows xp nin verdiği kullanım rahatlığını sunmuyor linux.
4. linux öğrenmek kolaydır
değildir..linux nerdleri için mesele değildir, bilgisayarla hobi olarak uğraşan insanlar için belki biraz zaman alır, ama düz kullanıcı için imkansıza yakındır. windows partisyonunu mount etmek için terminal açıp komut satırına bir şeyler yazıyorsun, her defasında olsun diye etc/init.d açıyorsun, editliyorsun falan..ben en son dos 6.22 kullanırken autoexec.bat editliyordum o şekilde oyunlarım çalışşın diye..oyun dediğim de wolfenstein. linux kolay değildir, çağ dışıdır..
bunlar şimdilik aklıma gelenler, yeri geldikçe buraya bir şeyler eklerim. kapanış olarak konu ile ilgili ufak bir anım; üniversitede sabah derse gidiyordum. birbiri ile konuşan 2 tane nerd (tip falan tam ama uzun saç, gömlek, gözlük falan) biri öbürüne "umarım starcraft 2 linux altında çalışır" diyordu. günüm güzel başladı dedim kendi kendime..
Wednesday, September 09, 2009
Amon Amarth - Runes To My Memory
böyle yarı insan yarı hayvan..bilmem kaç metre küp gazı 4 dakkaya sıkıştırmış, açınca patlayıveriyor..
We hold the rivers of the eastern trail
Deep in the land of the Rus
Following the wind in our sails
And the rythm of the oars
No shelter in this hostile land
Constantly on guard
Ready to fight and defend, our ship to bitter end
We came under attack
I received a deadly wound
A spear was forced into my back
Still I fought on
When I am dead, lay me in a mound
Raise a stone for all to see
Runes come to my memory!
Here I lie on the river bank
A long long way from home
Life is pouring out of me
Soon I will be gone
I tilt my head, to the side
And think of those back home
I see the river rushing by
The blood runs from my wound
Here I lie, on wet sand
I will not make it home
I clench my sword in my hand
Say farewell to those I love
When I am dead, lay me in a mound
Place my weapons by my side
For the journey to hall up high
When I am dead, lay me in a mound
Raise a stone for all to see
Runes come to my memory!
To my memory
We hold the rivers of the eastern trail
Deep in the land of the Rus
Following the wind in our sails
And the rythm of the oars
No shelter in this hostile land
Constantly on guard
Ready to fight and defend, our ship to bitter end
We came under attack
I received a deadly wound
A spear was forced into my back
Still I fought on
When I am dead, lay me in a mound
Raise a stone for all to see
Runes come to my memory!
Here I lie on the river bank
A long long way from home
Life is pouring out of me
Soon I will be gone
I tilt my head, to the side
And think of those back home
I see the river rushing by
The blood runs from my wound
Here I lie, on wet sand
I will not make it home
I clench my sword in my hand
Say farewell to those I love
When I am dead, lay me in a mound
Place my weapons by my side
For the journey to hall up high
When I am dead, lay me in a mound
Raise a stone for all to see
Runes come to my memory!
To my memory
Friday, August 28, 2009
Deadlock - Fire At Will
sözler çok salak ama hatunun sese ve özellikle soloya dikkat...
Me and my family love roaming the woods
It's all about hunting, live, learn and play
But it's not easy being a hunter these days
We have to find new excuses for our madness every day
Should I ever kill an animal without a reason
I will quickly fake up a new hunting season
Deep in the woods - I am the law
Man against nature - that's my war
Seek, aim and kill
Fire at will!
Under the cloak of tradition
An executing mission
Seek aim and kill
Fire at will!
There are so many of them
They need some killing
My instinct tells me to
And their heads make a good trophy, don't they?
Okay, I kill for fun and amusement
But don't blame it all on me
Because I am not the only and by far
Not the most vicious creator of misery
Wait, quiet now, shut up
I hear something coming
Thank you god
Finally I will get my trophy
It is time for a shot now
A shot for glory
My god made me kill
My own daughter Sophie
Deep in the woods - I am the law
Seek, aim and kill
Fire at will!
Under the cloak of tradition
An executing mission
Seek aim and kill
Fire at will!
Deep in the woods - I am the law
Man against nature - that's my war
Seek, aim and kill
Fire at will!
Mankind is made for hunting
And that is all we do
Seek, aim and kill
Fire at will!
(May for the last bullet in this game
my own head be the aim)
Me and my family love roaming the woods
It's all about hunting, live, learn and play
But it's not easy being a hunter these days
We have to find new excuses for our madness every day
Should I ever kill an animal without a reason
I will quickly fake up a new hunting season
Deep in the woods - I am the law
Man against nature - that's my war
Seek, aim and kill
Fire at will!
Under the cloak of tradition
An executing mission
Seek aim and kill
Fire at will!
There are so many of them
They need some killing
My instinct tells me to
And their heads make a good trophy, don't they?
Okay, I kill for fun and amusement
But don't blame it all on me
Because I am not the only and by far
Not the most vicious creator of misery
Wait, quiet now, shut up
I hear something coming
Thank you god
Finally I will get my trophy
It is time for a shot now
A shot for glory
My god made me kill
My own daughter Sophie
Deep in the woods - I am the law
Seek, aim and kill
Fire at will!
Under the cloak of tradition
An executing mission
Seek aim and kill
Fire at will!
Deep in the woods - I am the law
Man against nature - that's my war
Seek, aim and kill
Fire at will!
Mankind is made for hunting
And that is all we do
Seek, aim and kill
Fire at will!
(May for the last bullet in this game
my own head be the aim)
Friday, August 21, 2009
Kanarya'da 'adale' problemi
Önce Carlos, ardından Alex, son olarak da Deniz... Üçünün ortak yönü adale sakatlığı.
25. dakikada etrafında kimse yokken acı içinde topu bırakıp arka adalesini tutan Deniz Barış’ın, bir kaç hafta sahalardan uzak kalacağı öğrenildi. Üç futbolcunun aynı şekilde sakatlanması kafalarda soru işareti bırakırken, Daum’un yorumu ilginçti: “25 yıllık teknik direktörlüğümde, bir takımda bu kadar adale sakatlığını hiç yaşamadım. Yeni bir kan testi yaptırmayı düşünüyoruz. Ayrıca dişleri de kontrol etmek gerekiyor. Çünkü adale sakatlıklarının nedeni diş iltihaplanması olabilir. Araştırmak gerek.”
haber başlığı ile birlikte aynen fanatik gazetesinden alıntıdır..cidden merak ediyorum, acaba daum aşırı yükleme mi yapıyor diye. roberto carlos kaç yıldır şut atıyor, herhalde topa vururken adelesi hiç atmamıştır. veya alex maç başlayalı 10 dakka olmadan çok da kendini zorlamadığı bir pozisyonda adalesi attı. sezon başladı, yoğun dönemi girdiğimizde hep birlikte göreceğiz.
25. dakikada etrafında kimse yokken acı içinde topu bırakıp arka adalesini tutan Deniz Barış’ın, bir kaç hafta sahalardan uzak kalacağı öğrenildi. Üç futbolcunun aynı şekilde sakatlanması kafalarda soru işareti bırakırken, Daum’un yorumu ilginçti: “25 yıllık teknik direktörlüğümde, bir takımda bu kadar adale sakatlığını hiç yaşamadım. Yeni bir kan testi yaptırmayı düşünüyoruz. Ayrıca dişleri de kontrol etmek gerekiyor. Çünkü adale sakatlıklarının nedeni diş iltihaplanması olabilir. Araştırmak gerek.”
haber başlığı ile birlikte aynen fanatik gazetesinden alıntıdır..cidden merak ediyorum, acaba daum aşırı yükleme mi yapıyor diye. roberto carlos kaç yıldır şut atıyor, herhalde topa vururken adelesi hiç atmamıştır. veya alex maç başlayalı 10 dakka olmadan çok da kendini zorlamadığı bir pozisyonda adalesi attı. sezon başladı, yoğun dönemi girdiğimizde hep birlikte göreceğiz.
Thursday, August 20, 2009
kewell bordo maçı
bu golde dikkatimden kaçan bir şey, yeni fark ettim. top lincolnde iken kewell kaleye bakıyor ve kalecinin çok kötü yer tuttuğunu görüyor. top ardaya gelince -videoda net görünüyor- pas istiyor, ardanın pas zaten o kadar istiyorsun al madem tarzı bi pas, kewell orada hiç düşünmeden elinden gelen en kısa zamanda düzeltip vuruyor. top gelmeden biliyor eleman nereye nasıl vuracağını. haginin vakti ile monacoya attığı gol ile aynı sınıfa koyarım. yani uzaktan vurdu doksana çaktı golü değil, kaleci avlama golü. boşuna birine profesör diğerine büyücü demiyorlar. adam bilgisayar oyunun bugını bulur gibi, 1 saniyelik bir açık buldu ve skoru değiştirdi. madem lafı geçti, bu da haginin vakti ile monacoya attığı gol.
Tuesday, August 18, 2009
Spring Of Rage
bu aralar bol bol moonspell - night eternal dinliyorum, harika olmuş tadından yenmiyor. fernandonun yorumlar hat safhada. bu da bence albümün en gaz veren parçası..
As if in a spring of rage
Your fury and beauty would incarnate
kısmı ise ayrı güzel..kralsın be fernando!
Thursday, August 13, 2009
Denizlispor - Galatasaray maçı
galatasarayın dağılımı büyük ihtimal bu şekilde olacak. forvet hattı son 5 maçta attığı 16 golle galatasaylı tarafları mest etmiş durumda ama bu malesef biraz defanstaki sabri-gökhan zan fenomenini görmemize engel oluyor. gökhan zan beşiktaşta izlerken hiç beğenmediğim, milli takımda gördüğümde şaşırdığım bir oyuncu. kendisi hakkında ağır eleştiriler yaptıktan sonra beni mahçup ettiği olmadı değil, o yüzden dengeli gideyim, aradığımız defans oyuncusu değil diyeyim, ama çoğu galatasaraylının benimle aynı fikirde olduğuna eminim. sanırım son şampiyon olduğumuz dönemin emre güngörünü herkes gökhanın yerine orada görmek istiyordur. fenomenin diğer dalı ise sabri, burada sanırım manırım yok, galatasaraylıların %95 i sabrinin yerine uğuru görmek istiyordur orada. yahu 1,5 sene yakından sakatlık takip ettik, sabriye sabır edip bekledik..sabride olup da uğurda olmayan herhalde bir sürat vardır.uğur da sabri kadar atağa katılıyor, daha isabetli ortalar yapıyor, gereksiz şutlar atmıyor, defansta durması gerektiği yeri (aynı zamanda stoperde oynadığı için) sabriden daha iyi biliyor ve saha içi gerginlik, kavga, hakemle diyalog falan gibi aptallıklar yapmıyor. buyrun antep maçı, sabrinin penaltı pozisyonunda durduğu yer yanlış, yaptığı penaltı gereksiz, hakeme olan çimkirmesi amatörce..lakin in rijkaard we trust diyip susuyoruz..
mustafa sarp o bölgede topalı şimdilik aratmadı gibi, denizli fenerbahçe maçında izlediğimiz kadar kötü oynarsa bende oynasam orada çok fark etmeyecektir zaten. o bölgede top kapıp tek top oyunu açan bir oyuncu ayhanın verimini de arttırmakta. ayhan kendini cidden çok geliştirdi ki, bu yaştan sonra milli takıma çağırılmaya ilk 11de oynamaya başladı. ayhanın kapasitesi belli, ama izleyen her maç bu kapasiteyi zorladığını görüyordur. pres yapar, çalım atar, dikine ileri pas atar, ceza sahasına girer, şut çeker..her işi yapar bu adam. her şeyden öte top kimde olursa olsun gider dibine pas ister, sorumluluk alıp takımı rahatlatmaya çalışır. (seyircisiz oynanan maçlarda ayhanın çığlık çığlağa nasıl pas istediği daha net duyulmaktı idi) hele arkasında sarp veya topal varsa bunları daha da rahat yapar. öndeki 3lüyü zaten bilen biliyor, keita bu sene iş yapacak gibi, topu aldığı vakit her an dikine içeri dalacak gibi oynuyor, arda baros zaten belli..şimdi esas merak konusu elano. denizlinin hocası geçen hafta lig genelinde hep açık futbol oynayacaklarını söylemiş. umarım öyle yaparlar, kapanan defansı açmak için ıkınan bir elano izlemek zorunda kalmayız. herkes deli diyor adama, artık takımla oyumu falan merak konusu..izleyip görecez..hayranı olduğum çok beğendiğim fenerli "alexin çağrılmadığı brezilya milli takımına gidecek kadar iyi bir oyuncu" argümanı bile ayrı bir heyecan yaratmakta..
tahminim maç ilk yarıda kopar, ikinci yarı rijkaard arda,ayhan,baros falan gibi hafta içi milli maçlardan yorgun gelen oyuncuları dinlendirip aydın,nonda falan gibi çıkışta olan oyuncularla devam eder veya talinn maçı için düşündüklerinin provasını yapar.
tabi ki dileğim "yorgun" sabrinin yerine tamamen uğurun oynaması, birde şu serdar eyilik denen gence en az aydına verilen şansın verilmesi. galatasaray sikertir gibi bir yazı oldu evet, bunu düşünme sebebim kağıda bakıp, ardaaaaa keitaaaa elanoooooo diye gaza gelmem değil, geçen hafta oynanan denizli fenerbahçe maçını izlemiş olmam. fenerbahçe 10 - 0 lık tarihi sezon açılışı yapmak istese yapardı, daumun anıları depreşmiş olsa gerek üstüne gitmedi denizlinin.
Tuesday, August 11, 2009
aydın efendi
zaten bilindik bir şeydi ama son 2 maçta net bir şekilde gördük ki, rijkaard gençleri kazanma yönünde üstün çaba sarf edecek.
bu aydın denen genç kardeşimize ben çok küfür ettim, hem kötü bir futbolcu olduğunu düşünüyordum, hem kendisi baya bir kötü oynuyordu - bilhassa geçen sene, hem de üstünde yeni arda olmak gibi aslında anlamsız bir baskı vardı. geçen yıl galatasarayın bütün maçlarını izledim,aydın zaten çok nadir şans buldu, orada da yaptığı olumlu herhangi bir hareket hatırlamıyorum. bir tane sadece çok seri bir depar vardı topla rakip sahaya, onda da burası türkiye ligi aslanım diye indirmişlerdi faulle aşşa..bu sene özellikle hazırlık maçlarınından sonra (evet, uyuz alman 5.lig takımına karşı yapılan maç da dahil olmak üzere bütün hazırlık maçlarını izledim) dedim ki, serdar eyilik gibi bir adam varken, kewell, arda, keita nın oynadığı mevkide bu adamın şansı yok. az falan değil, baya baya yok. kazma yaser bile bu aydından daha iyi. lakin rijkaard ne yaptı gerçekten çok merak ediyorum, bu adamı kazanmaya başladı. antremanlarda bir şey görüyor, bir şey anlatıyor ki netanya maçlarında ve ligin ilk maçında banko oynattı. ilk lig maçında da kötü oynadı şeklinde yorumlar var gazetelerde, kesinlikle katılmıyorum. bizim medyamız tabelacıdır, asistin golün sayısına bakıp konuşur. aydın bir şut çekti, direğin dibinden dışarı çıktı, bir pozisyonda da kaleci ile karşı karşıya kalıp atamadı. onları atsa netanya kralı aydın bu maçta 2 golle maçın adamı olacaktı. ben şu kadarını söyleyim, aydın bu, geçen sene beni deli eden aydın, netanya maçı gibi her maç oynamak zaten imkansız, ama bu sene oyunun içinde, top taşıyor, orta yapıyor, defans arkadasına koşu yapıyor. herife yerli messi diyen köşe yazarları vardı, eğer böyle dangalık bir beklentiniz yoksa, eğer "this player will be used for rotation" deyiminin ne olduğunu ve rotasyon denen olayın ne kadar önemli olduğunu biliyorsanız aydın bu sene için kazanılmış iyi bir futbolcudur.
şimdi başka bir başlık, rotasyon ne kadar önemli? şöyle söyleyim, galatasaray geçen sene 31 kişilik bir kadroya sahipti, bunların her maç max 18 tanesi kadroya girdi, yani galatasarayın sakatlar dahil her maç tam 31-18 = 13 tane dinlenen evde maç izleyen futbolcusu vardı. ama skibbe kadroyu o kadar kötü idare etti ki, her maçı arda,ayhan,barış, baroş gibi oyuncuların üzerine yıktı, takım da artık hamburg maçının son yarım saatini dili dışarda bitirdi. galatasaray hamburga çok dramatik elenmiş..yahu elesek ne olacaktı, manchester city ile eşleşip daha beter drama yaşayacaktık. premier lig takımına karşı fizik gücü olmayan yorgun bir takım..tecavüz olurdu tecavüz..şimdi bu sene bakıyorum geçen sene kulübede kewell var aydın var, serdar var, baktın arda çok mu yoruldu, alırsın ikinci yarı bunlardan birini oyuna oyuncunu dinlendirirsin. bu bile rijkaarda övgüler yağdırmak için yeterli bir sebep. ha birde sabri var sanırım hocanın kazanmaya uğraştığı, onu bilen anlayan varsa bana açıklasın. sabri ve uğur şöyle bir karşılaştırırsak belki sabri biraz daha ofansif, daha agresif oynuyor diyebiliriz, halihazırda hakan baltada çok fazla çıkmayan garanti oynayan bi bek, belki o yüzden sabriyi tercih ediyor. sabri hakkında hiç bir yorum yapmayacam, sadece bir ricam var, umarım yerine ulaşır..http://gelgidersin.blogspot.com/ blogunun sahibi arkadaş maçlardan oyuncular ne yapmış diye harika kesitler hazırlıyor. bir gün otursun kafasına göre bir maç seçip sabri için hazırlasın bunu. çok rica ediyorum. arkayada serdar ortaç tarzı şopar bir müzik, youtubeda en çok tıklanan videolar arasına gireceğine eminim.
bu aydın denen genç kardeşimize ben çok küfür ettim, hem kötü bir futbolcu olduğunu düşünüyordum, hem kendisi baya bir kötü oynuyordu - bilhassa geçen sene, hem de üstünde yeni arda olmak gibi aslında anlamsız bir baskı vardı. geçen yıl galatasarayın bütün maçlarını izledim,aydın zaten çok nadir şans buldu, orada da yaptığı olumlu herhangi bir hareket hatırlamıyorum. bir tane sadece çok seri bir depar vardı topla rakip sahaya, onda da burası türkiye ligi aslanım diye indirmişlerdi faulle aşşa..bu sene özellikle hazırlık maçlarınından sonra (evet, uyuz alman 5.lig takımına karşı yapılan maç da dahil olmak üzere bütün hazırlık maçlarını izledim) dedim ki, serdar eyilik gibi bir adam varken, kewell, arda, keita nın oynadığı mevkide bu adamın şansı yok. az falan değil, baya baya yok. kazma yaser bile bu aydından daha iyi. lakin rijkaard ne yaptı gerçekten çok merak ediyorum, bu adamı kazanmaya başladı. antremanlarda bir şey görüyor, bir şey anlatıyor ki netanya maçlarında ve ligin ilk maçında banko oynattı. ilk lig maçında da kötü oynadı şeklinde yorumlar var gazetelerde, kesinlikle katılmıyorum. bizim medyamız tabelacıdır, asistin golün sayısına bakıp konuşur. aydın bir şut çekti, direğin dibinden dışarı çıktı, bir pozisyonda da kaleci ile karşı karşıya kalıp atamadı. onları atsa netanya kralı aydın bu maçta 2 golle maçın adamı olacaktı. ben şu kadarını söyleyim, aydın bu, geçen sene beni deli eden aydın, netanya maçı gibi her maç oynamak zaten imkansız, ama bu sene oyunun içinde, top taşıyor, orta yapıyor, defans arkadasına koşu yapıyor. herife yerli messi diyen köşe yazarları vardı, eğer böyle dangalık bir beklentiniz yoksa, eğer "this player will be used for rotation" deyiminin ne olduğunu ve rotasyon denen olayın ne kadar önemli olduğunu biliyorsanız aydın bu sene için kazanılmış iyi bir futbolcudur.
şimdi başka bir başlık, rotasyon ne kadar önemli? şöyle söyleyim, galatasaray geçen sene 31 kişilik bir kadroya sahipti, bunların her maç max 18 tanesi kadroya girdi, yani galatasarayın sakatlar dahil her maç tam 31-18 = 13 tane dinlenen evde maç izleyen futbolcusu vardı. ama skibbe kadroyu o kadar kötü idare etti ki, her maçı arda,ayhan,barış, baroş gibi oyuncuların üzerine yıktı, takım da artık hamburg maçının son yarım saatini dili dışarda bitirdi. galatasaray hamburga çok dramatik elenmiş..yahu elesek ne olacaktı, manchester city ile eşleşip daha beter drama yaşayacaktık. premier lig takımına karşı fizik gücü olmayan yorgun bir takım..tecavüz olurdu tecavüz..şimdi bu sene bakıyorum geçen sene kulübede kewell var aydın var, serdar var, baktın arda çok mu yoruldu, alırsın ikinci yarı bunlardan birini oyuna oyuncunu dinlendirirsin. bu bile rijkaarda övgüler yağdırmak için yeterli bir sebep. ha birde sabri var sanırım hocanın kazanmaya uğraştığı, onu bilen anlayan varsa bana açıklasın. sabri ve uğur şöyle bir karşılaştırırsak belki sabri biraz daha ofansif, daha agresif oynuyor diyebiliriz, halihazırda hakan baltada çok fazla çıkmayan garanti oynayan bi bek, belki o yüzden sabriyi tercih ediyor. sabri hakkında hiç bir yorum yapmayacam, sadece bir ricam var, umarım yerine ulaşır..http://gelgidersin.blogspot.com/ blogunun sahibi arkadaş maçlardan oyuncular ne yapmış diye harika kesitler hazırlıyor. bir gün otursun kafasına göre bir maç seçip sabri için hazırlasın bunu. çok rica ediyorum. arkayada serdar ortaç tarzı şopar bir müzik, youtubeda en çok tıklanan videolar arasına gireceğine eminim.
Saturday, August 01, 2009
retro futbol
sezon 2001/02 beşiktaşı christoph daum, fenerbahçeyi mustafa denizli galatasarayı ise lucescu çalıştırıyor.
sezon 2009/10 bu sefer daum feneri mustafa denizli beşiktaşı çalıştırıyor. galatasaray ise geçen sene o dönem ki hocası lucescuyu ve bir önceki dönemden hocası fatih terim almak için yırtındı durdu. en adından isimleri medyada çok geçti.
son on yılda bakıyoruz beşiktaş 2 defa şampiyon olmuş sanırım, fenerbahçe gene 3 4 kez sanırım..bir o kadar da galatasaray, avrupada fenerin geçen sene çeyrek finali dışında hiç bir numara yok, fener sadece 5 gol 7 gol yediği devri kapattı. galatasaray için ise kara bir dönemdi. beşiktaş ise adını fazla duyuramadı.
şimdi benim sorum; acaba o dönem fenerbahçe denizliyi, beşiktaş daumu tutsa daha iyi olmaz mıydı? bence olurdu..
Tuesday, July 28, 2009
4-3-3
ben inanmıyorum arkadaş bu sistemin efsane olduğuna, futbolun yeni düzeni olduğuna falan. futbolu orta sahada oynacaksın, ataklarıda defansıda orta sahadan başlatacaksın. o yüzden basbas bağarıyor herkes "iki yönlü orta saha oyuncusu" diye. o yüzden lincolnler alexler falan benim gözümde futbolcu değil.

total futbol diye bi yalan var, neymiş tüm takım defans yaparmış, defans forvetten başlarmış, hucümları defans oyuncuları başlatırmış. yahu 2 taşın yerini değiştirip felsefe diye satıyorlar ben ona kıl oluyorum. nedir yani 442 oynayan sistemde ilerde rooney gibi, torres gibi forvetlerin olsa, ilk hazırlık paslarında basmak yerine orta sahadaki ilk, sahadaki ikinci istasyonda bassalar ve kontra için geride derinlik bıraksalar bu forvette başlayan hucüm olmuyor mu? veya aynı mantık ilk topu servet kewella değilde ayhana verince defans hucüm başlatmış olmuyor mu? kaldı mı bugün rakip takip defansı pas yaparken duran top şimdi onlarda, bana gelsin diye bekleyen takım?
gelelim başka bir yalana, 433 total futbol!! yahu 442 oynayan bir takım atak halinde (beklerini oyuna katarsa) rakip yarı sahada 8 kişi ile oynuyor, 2 bekde orta sahaya kadar çıkıyor. hele birde baskıyı kurarsan atıyorum 20 dakika 30 dakika oyunu 100 metrede değil 50 metrede oyunursun. (al sana total ekonomik futbol) almanlar o mühendis beyinleri ile vakti ile demişler ki, 442 sisteminde 4 defans oyuncusu yerine 3 defans ile oynayalım ve defanstaki bir oyuncu yerine 1 ortasaha oyuncusu daha kullanalım. iyi de etmişler..bugün 442 gibi görünen sistem aslında kısmen sahaya 262 gibi yansıyan bir sistem. almanlar vakti ile bu işi çözmüşler, kalabalık orta saha. vakti ile fatih terim 361 oynadığı bir isviçre maçı hatırlıyorum. yani total oynayacaz, türkçesi ile birbirimize yakın oynayacaz diye ille 3 tane forvetle maça çıkmana gerek yok.

aslında çok kasmaya gerek de yok, 352 443 4231 falan..442 yi oynamayı bilen çok yönlü adamları koyarsın, oynarsın..gariban yurdum insanını sabrileri yaserleri yormassın böyle rakamlarla felsefelerle..vakti ile del bosque beşiktaşta iken durmadan kötü sonuçlar alıyormuş, yöneticilerde soruyormuş, hocam takviye yapalım, bir 10 numara falan..del bosque ise sadece 442 iyidir diyormuş. demirören falan ilk yılları,adam götünü yırtıyor takım uçsun diye, del bosque sadece 442 iyidir diyormuş. beşiktaş hocaya dayanamadı kovdu..ama 442 iyidir.
total futbol diye bi yalan var, neymiş tüm takım defans yaparmış, defans forvetten başlarmış, hucümları defans oyuncuları başlatırmış. yahu 2 taşın yerini değiştirip felsefe diye satıyorlar ben ona kıl oluyorum. nedir yani 442 oynayan sistemde ilerde rooney gibi, torres gibi forvetlerin olsa, ilk hazırlık paslarında basmak yerine orta sahadaki ilk, sahadaki ikinci istasyonda bassalar ve kontra için geride derinlik bıraksalar bu forvette başlayan hucüm olmuyor mu? veya aynı mantık ilk topu servet kewella değilde ayhana verince defans hucüm başlatmış olmuyor mu? kaldı mı bugün rakip takip defansı pas yaparken duran top şimdi onlarda, bana gelsin diye bekleyen takım?
gelelim başka bir yalana, 433 total futbol!! yahu 442 oynayan bir takım atak halinde (beklerini oyuna katarsa) rakip yarı sahada 8 kişi ile oynuyor, 2 bekde orta sahaya kadar çıkıyor. hele birde baskıyı kurarsan atıyorum 20 dakika 30 dakika oyunu 100 metrede değil 50 metrede oyunursun. (al sana total ekonomik futbol) almanlar o mühendis beyinleri ile vakti ile demişler ki, 442 sisteminde 4 defans oyuncusu yerine 3 defans ile oynayalım ve defanstaki bir oyuncu yerine 1 ortasaha oyuncusu daha kullanalım. iyi de etmişler..bugün 442 gibi görünen sistem aslında kısmen sahaya 262 gibi yansıyan bir sistem. almanlar vakti ile bu işi çözmüşler, kalabalık orta saha. vakti ile fatih terim 361 oynadığı bir isviçre maçı hatırlıyorum. yani total oynayacaz, türkçesi ile birbirimize yakın oynayacaz diye ille 3 tane forvetle maça çıkmana gerek yok.
aslında çok kasmaya gerek de yok, 352 443 4231 falan..442 yi oynamayı bilen çok yönlü adamları koyarsın, oynarsın..gariban yurdum insanını sabrileri yaserleri yormassın böyle rakamlarla felsefelerle..vakti ile del bosque beşiktaşta iken durmadan kötü sonuçlar alıyormuş, yöneticilerde soruyormuş, hocam takviye yapalım, bir 10 numara falan..del bosque ise sadece 442 iyidir diyormuş. demirören falan ilk yılları,adam götünü yırtıyor takım uçsun diye, del bosque sadece 442 iyidir diyormuş. beşiktaş hocaya dayanamadı kovdu..ama 442 iyidir.
Subscribe to:
Comments (Atom)