zaten bilindik bir şeydi ama son 2 maçta net bir şekilde gördük ki, rijkaard gençleri kazanma yönünde üstün çaba sarf edecek.
bu aydın denen genç kardeşimize ben çok küfür ettim, hem kötü bir futbolcu olduğunu düşünüyordum, hem kendisi baya bir kötü oynuyordu - bilhassa geçen sene, hem de üstünde yeni arda olmak gibi aslında anlamsız bir baskı vardı. geçen yıl galatasarayın bütün maçlarını izledim,aydın zaten çok nadir şans buldu, orada da yaptığı olumlu herhangi bir hareket hatırlamıyorum. bir tane sadece çok seri bir depar vardı topla rakip sahaya, onda da burası türkiye ligi aslanım diye indirmişlerdi faulle aşşa..bu sene özellikle hazırlık maçlarınından sonra (evet, uyuz alman 5.lig takımına karşı yapılan maç da dahil olmak üzere bütün hazırlık maçlarını izledim) dedim ki, serdar eyilik gibi bir adam varken, kewell, arda, keita nın oynadığı mevkide bu adamın şansı yok. az falan değil, baya baya yok. kazma yaser bile bu aydından daha iyi. lakin rijkaard ne yaptı gerçekten çok merak ediyorum, bu adamı kazanmaya başladı. antremanlarda bir şey görüyor, bir şey anlatıyor ki netanya maçlarında ve ligin ilk maçında banko oynattı. ilk lig maçında da kötü oynadı şeklinde yorumlar var gazetelerde, kesinlikle katılmıyorum. bizim medyamız tabelacıdır, asistin golün sayısına bakıp konuşur. aydın bir şut çekti, direğin dibinden dışarı çıktı, bir pozisyonda da kaleci ile karşı karşıya kalıp atamadı. onları atsa netanya kralı aydın bu maçta 2 golle maçın adamı olacaktı. ben şu kadarını söyleyim, aydın bu, geçen sene beni deli eden aydın, netanya maçı gibi her maç oynamak zaten imkansız, ama bu sene oyunun içinde, top taşıyor, orta yapıyor, defans arkadasına koşu yapıyor. herife yerli messi diyen köşe yazarları vardı, eğer böyle dangalık bir beklentiniz yoksa, eğer "this player will be used for rotation" deyiminin ne olduğunu ve rotasyon denen olayın ne kadar önemli olduğunu biliyorsanız aydın bu sene için kazanılmış iyi bir futbolcudur.
şimdi başka bir başlık, rotasyon ne kadar önemli? şöyle söyleyim, galatasaray geçen sene 31 kişilik bir kadroya sahipti, bunların her maç max 18 tanesi kadroya girdi, yani galatasarayın sakatlar dahil her maç tam 31-18 = 13 tane dinlenen evde maç izleyen futbolcusu vardı. ama skibbe kadroyu o kadar kötü idare etti ki, her maçı arda,ayhan,barış, baroş gibi oyuncuların üzerine yıktı, takım da artık hamburg maçının son yarım saatini dili dışarda bitirdi. galatasaray hamburga çok dramatik elenmiş..yahu elesek ne olacaktı, manchester city ile eşleşip daha beter drama yaşayacaktık. premier lig takımına karşı fizik gücü olmayan yorgun bir takım..tecavüz olurdu tecavüz..şimdi bu sene bakıyorum geçen sene kulübede kewell var aydın var, serdar var, baktın arda çok mu yoruldu, alırsın ikinci yarı bunlardan birini oyuna oyuncunu dinlendirirsin. bu bile rijkaarda övgüler yağdırmak için yeterli bir sebep. ha birde sabri var sanırım hocanın kazanmaya uğraştığı, onu bilen anlayan varsa bana açıklasın. sabri ve uğur şöyle bir karşılaştırırsak belki sabri biraz daha ofansif, daha agresif oynuyor diyebiliriz, halihazırda hakan baltada çok fazla çıkmayan garanti oynayan bi bek, belki o yüzden sabriyi tercih ediyor. sabri hakkında hiç bir yorum yapmayacam, sadece bir ricam var, umarım yerine ulaşır..http://gelgidersin.blogspot.com/ blogunun sahibi arkadaş maçlardan oyuncular ne yapmış diye harika kesitler hazırlıyor. bir gün otursun kafasına göre bir maç seçip sabri için hazırlasın bunu. çok rica ediyorum. arkayada serdar ortaç tarzı şopar bir müzik, youtubeda en çok tıklanan videolar arasına gireceğine eminim.
No comments:
Post a Comment