sözler çok salak ama hatunun sese ve özellikle soloya dikkat...
Me and my family love roaming the woods
It's all about hunting, live, learn and play
But it's not easy being a hunter these days
We have to find new excuses for our madness every day
Should I ever kill an animal without a reason
I will quickly fake up a new hunting season
Deep in the woods - I am the law
Man against nature - that's my war
Seek, aim and kill
Fire at will!
Under the cloak of tradition
An executing mission
Seek aim and kill
Fire at will!
There are so many of them
They need some killing
My instinct tells me to
And their heads make a good trophy, don't they?
Okay, I kill for fun and amusement
But don't blame it all on me
Because I am not the only and by far
Not the most vicious creator of misery
Wait, quiet now, shut up
I hear something coming
Thank you god
Finally I will get my trophy
It is time for a shot now
A shot for glory
My god made me kill
My own daughter Sophie
Deep in the woods - I am the law
Seek, aim and kill
Fire at will!
Under the cloak of tradition
An executing mission
Seek aim and kill
Fire at will!
Deep in the woods - I am the law
Man against nature - that's my war
Seek, aim and kill
Fire at will!
Mankind is made for hunting
And that is all we do
Seek, aim and kill
Fire at will!
(May for the last bullet in this game
my own head be the aim)
Friday, August 28, 2009
Friday, August 21, 2009
Kanarya'da 'adale' problemi
Önce Carlos, ardından Alex, son olarak da Deniz... Üçünün ortak yönü adale sakatlığı.
25. dakikada etrafında kimse yokken acı içinde topu bırakıp arka adalesini tutan Deniz Barış’ın, bir kaç hafta sahalardan uzak kalacağı öğrenildi. Üç futbolcunun aynı şekilde sakatlanması kafalarda soru işareti bırakırken, Daum’un yorumu ilginçti: “25 yıllık teknik direktörlüğümde, bir takımda bu kadar adale sakatlığını hiç yaşamadım. Yeni bir kan testi yaptırmayı düşünüyoruz. Ayrıca dişleri de kontrol etmek gerekiyor. Çünkü adale sakatlıklarının nedeni diş iltihaplanması olabilir. Araştırmak gerek.”
haber başlığı ile birlikte aynen fanatik gazetesinden alıntıdır..cidden merak ediyorum, acaba daum aşırı yükleme mi yapıyor diye. roberto carlos kaç yıldır şut atıyor, herhalde topa vururken adelesi hiç atmamıştır. veya alex maç başlayalı 10 dakka olmadan çok da kendini zorlamadığı bir pozisyonda adalesi attı. sezon başladı, yoğun dönemi girdiğimizde hep birlikte göreceğiz.
25. dakikada etrafında kimse yokken acı içinde topu bırakıp arka adalesini tutan Deniz Barış’ın, bir kaç hafta sahalardan uzak kalacağı öğrenildi. Üç futbolcunun aynı şekilde sakatlanması kafalarda soru işareti bırakırken, Daum’un yorumu ilginçti: “25 yıllık teknik direktörlüğümde, bir takımda bu kadar adale sakatlığını hiç yaşamadım. Yeni bir kan testi yaptırmayı düşünüyoruz. Ayrıca dişleri de kontrol etmek gerekiyor. Çünkü adale sakatlıklarının nedeni diş iltihaplanması olabilir. Araştırmak gerek.”
haber başlığı ile birlikte aynen fanatik gazetesinden alıntıdır..cidden merak ediyorum, acaba daum aşırı yükleme mi yapıyor diye. roberto carlos kaç yıldır şut atıyor, herhalde topa vururken adelesi hiç atmamıştır. veya alex maç başlayalı 10 dakka olmadan çok da kendini zorlamadığı bir pozisyonda adalesi attı. sezon başladı, yoğun dönemi girdiğimizde hep birlikte göreceğiz.
Thursday, August 20, 2009
kewell bordo maçı
bu golde dikkatimden kaçan bir şey, yeni fark ettim. top lincolnde iken kewell kaleye bakıyor ve kalecinin çok kötü yer tuttuğunu görüyor. top ardaya gelince -videoda net görünüyor- pas istiyor, ardanın pas zaten o kadar istiyorsun al madem tarzı bi pas, kewell orada hiç düşünmeden elinden gelen en kısa zamanda düzeltip vuruyor. top gelmeden biliyor eleman nereye nasıl vuracağını. haginin vakti ile monacoya attığı gol ile aynı sınıfa koyarım. yani uzaktan vurdu doksana çaktı golü değil, kaleci avlama golü. boşuna birine profesör diğerine büyücü demiyorlar. adam bilgisayar oyunun bugını bulur gibi, 1 saniyelik bir açık buldu ve skoru değiştirdi. madem lafı geçti, bu da haginin vakti ile monacoya attığı gol.
Tuesday, August 18, 2009
Spring Of Rage
bu aralar bol bol moonspell - night eternal dinliyorum, harika olmuş tadından yenmiyor. fernandonun yorumlar hat safhada. bu da bence albümün en gaz veren parçası..
As if in a spring of rage
Your fury and beauty would incarnate
kısmı ise ayrı güzel..kralsın be fernando!
Thursday, August 13, 2009
Denizlispor - Galatasaray maçı
galatasarayın dağılımı büyük ihtimal bu şekilde olacak. forvet hattı son 5 maçta attığı 16 golle galatasaylı tarafları mest etmiş durumda ama bu malesef biraz defanstaki sabri-gökhan zan fenomenini görmemize engel oluyor. gökhan zan beşiktaşta izlerken hiç beğenmediğim, milli takımda gördüğümde şaşırdığım bir oyuncu. kendisi hakkında ağır eleştiriler yaptıktan sonra beni mahçup ettiği olmadı değil, o yüzden dengeli gideyim, aradığımız defans oyuncusu değil diyeyim, ama çoğu galatasaraylının benimle aynı fikirde olduğuna eminim. sanırım son şampiyon olduğumuz dönemin emre güngörünü herkes gökhanın yerine orada görmek istiyordur. fenomenin diğer dalı ise sabri, burada sanırım manırım yok, galatasaraylıların %95 i sabrinin yerine uğuru görmek istiyordur orada. yahu 1,5 sene yakından sakatlık takip ettik, sabriye sabır edip bekledik..sabride olup da uğurda olmayan herhalde bir sürat vardır.uğur da sabri kadar atağa katılıyor, daha isabetli ortalar yapıyor, gereksiz şutlar atmıyor, defansta durması gerektiği yeri (aynı zamanda stoperde oynadığı için) sabriden daha iyi biliyor ve saha içi gerginlik, kavga, hakemle diyalog falan gibi aptallıklar yapmıyor. buyrun antep maçı, sabrinin penaltı pozisyonunda durduğu yer yanlış, yaptığı penaltı gereksiz, hakeme olan çimkirmesi amatörce..lakin in rijkaard we trust diyip susuyoruz..
mustafa sarp o bölgede topalı şimdilik aratmadı gibi, denizli fenerbahçe maçında izlediğimiz kadar kötü oynarsa bende oynasam orada çok fark etmeyecektir zaten. o bölgede top kapıp tek top oyunu açan bir oyuncu ayhanın verimini de arttırmakta. ayhan kendini cidden çok geliştirdi ki, bu yaştan sonra milli takıma çağırılmaya ilk 11de oynamaya başladı. ayhanın kapasitesi belli, ama izleyen her maç bu kapasiteyi zorladığını görüyordur. pres yapar, çalım atar, dikine ileri pas atar, ceza sahasına girer, şut çeker..her işi yapar bu adam. her şeyden öte top kimde olursa olsun gider dibine pas ister, sorumluluk alıp takımı rahatlatmaya çalışır. (seyircisiz oynanan maçlarda ayhanın çığlık çığlağa nasıl pas istediği daha net duyulmaktı idi) hele arkasında sarp veya topal varsa bunları daha da rahat yapar. öndeki 3lüyü zaten bilen biliyor, keita bu sene iş yapacak gibi, topu aldığı vakit her an dikine içeri dalacak gibi oynuyor, arda baros zaten belli..şimdi esas merak konusu elano. denizlinin hocası geçen hafta lig genelinde hep açık futbol oynayacaklarını söylemiş. umarım öyle yaparlar, kapanan defansı açmak için ıkınan bir elano izlemek zorunda kalmayız. herkes deli diyor adama, artık takımla oyumu falan merak konusu..izleyip görecez..hayranı olduğum çok beğendiğim fenerli "alexin çağrılmadığı brezilya milli takımına gidecek kadar iyi bir oyuncu" argümanı bile ayrı bir heyecan yaratmakta..
tahminim maç ilk yarıda kopar, ikinci yarı rijkaard arda,ayhan,baros falan gibi hafta içi milli maçlardan yorgun gelen oyuncuları dinlendirip aydın,nonda falan gibi çıkışta olan oyuncularla devam eder veya talinn maçı için düşündüklerinin provasını yapar.
tabi ki dileğim "yorgun" sabrinin yerine tamamen uğurun oynaması, birde şu serdar eyilik denen gence en az aydına verilen şansın verilmesi. galatasaray sikertir gibi bir yazı oldu evet, bunu düşünme sebebim kağıda bakıp, ardaaaaa keitaaaa elanoooooo diye gaza gelmem değil, geçen hafta oynanan denizli fenerbahçe maçını izlemiş olmam. fenerbahçe 10 - 0 lık tarihi sezon açılışı yapmak istese yapardı, daumun anıları depreşmiş olsa gerek üstüne gitmedi denizlinin.
Tuesday, August 11, 2009
aydın efendi
zaten bilindik bir şeydi ama son 2 maçta net bir şekilde gördük ki, rijkaard gençleri kazanma yönünde üstün çaba sarf edecek.
bu aydın denen genç kardeşimize ben çok küfür ettim, hem kötü bir futbolcu olduğunu düşünüyordum, hem kendisi baya bir kötü oynuyordu - bilhassa geçen sene, hem de üstünde yeni arda olmak gibi aslında anlamsız bir baskı vardı. geçen yıl galatasarayın bütün maçlarını izledim,aydın zaten çok nadir şans buldu, orada da yaptığı olumlu herhangi bir hareket hatırlamıyorum. bir tane sadece çok seri bir depar vardı topla rakip sahaya, onda da burası türkiye ligi aslanım diye indirmişlerdi faulle aşşa..bu sene özellikle hazırlık maçlarınından sonra (evet, uyuz alman 5.lig takımına karşı yapılan maç da dahil olmak üzere bütün hazırlık maçlarını izledim) dedim ki, serdar eyilik gibi bir adam varken, kewell, arda, keita nın oynadığı mevkide bu adamın şansı yok. az falan değil, baya baya yok. kazma yaser bile bu aydından daha iyi. lakin rijkaard ne yaptı gerçekten çok merak ediyorum, bu adamı kazanmaya başladı. antremanlarda bir şey görüyor, bir şey anlatıyor ki netanya maçlarında ve ligin ilk maçında banko oynattı. ilk lig maçında da kötü oynadı şeklinde yorumlar var gazetelerde, kesinlikle katılmıyorum. bizim medyamız tabelacıdır, asistin golün sayısına bakıp konuşur. aydın bir şut çekti, direğin dibinden dışarı çıktı, bir pozisyonda da kaleci ile karşı karşıya kalıp atamadı. onları atsa netanya kralı aydın bu maçta 2 golle maçın adamı olacaktı. ben şu kadarını söyleyim, aydın bu, geçen sene beni deli eden aydın, netanya maçı gibi her maç oynamak zaten imkansız, ama bu sene oyunun içinde, top taşıyor, orta yapıyor, defans arkadasına koşu yapıyor. herife yerli messi diyen köşe yazarları vardı, eğer böyle dangalık bir beklentiniz yoksa, eğer "this player will be used for rotation" deyiminin ne olduğunu ve rotasyon denen olayın ne kadar önemli olduğunu biliyorsanız aydın bu sene için kazanılmış iyi bir futbolcudur.
şimdi başka bir başlık, rotasyon ne kadar önemli? şöyle söyleyim, galatasaray geçen sene 31 kişilik bir kadroya sahipti, bunların her maç max 18 tanesi kadroya girdi, yani galatasarayın sakatlar dahil her maç tam 31-18 = 13 tane dinlenen evde maç izleyen futbolcusu vardı. ama skibbe kadroyu o kadar kötü idare etti ki, her maçı arda,ayhan,barış, baroş gibi oyuncuların üzerine yıktı, takım da artık hamburg maçının son yarım saatini dili dışarda bitirdi. galatasaray hamburga çok dramatik elenmiş..yahu elesek ne olacaktı, manchester city ile eşleşip daha beter drama yaşayacaktık. premier lig takımına karşı fizik gücü olmayan yorgun bir takım..tecavüz olurdu tecavüz..şimdi bu sene bakıyorum geçen sene kulübede kewell var aydın var, serdar var, baktın arda çok mu yoruldu, alırsın ikinci yarı bunlardan birini oyuna oyuncunu dinlendirirsin. bu bile rijkaarda övgüler yağdırmak için yeterli bir sebep. ha birde sabri var sanırım hocanın kazanmaya uğraştığı, onu bilen anlayan varsa bana açıklasın. sabri ve uğur şöyle bir karşılaştırırsak belki sabri biraz daha ofansif, daha agresif oynuyor diyebiliriz, halihazırda hakan baltada çok fazla çıkmayan garanti oynayan bi bek, belki o yüzden sabriyi tercih ediyor. sabri hakkında hiç bir yorum yapmayacam, sadece bir ricam var, umarım yerine ulaşır..http://gelgidersin.blogspot.com/ blogunun sahibi arkadaş maçlardan oyuncular ne yapmış diye harika kesitler hazırlıyor. bir gün otursun kafasına göre bir maç seçip sabri için hazırlasın bunu. çok rica ediyorum. arkayada serdar ortaç tarzı şopar bir müzik, youtubeda en çok tıklanan videolar arasına gireceğine eminim.
bu aydın denen genç kardeşimize ben çok küfür ettim, hem kötü bir futbolcu olduğunu düşünüyordum, hem kendisi baya bir kötü oynuyordu - bilhassa geçen sene, hem de üstünde yeni arda olmak gibi aslında anlamsız bir baskı vardı. geçen yıl galatasarayın bütün maçlarını izledim,aydın zaten çok nadir şans buldu, orada da yaptığı olumlu herhangi bir hareket hatırlamıyorum. bir tane sadece çok seri bir depar vardı topla rakip sahaya, onda da burası türkiye ligi aslanım diye indirmişlerdi faulle aşşa..bu sene özellikle hazırlık maçlarınından sonra (evet, uyuz alman 5.lig takımına karşı yapılan maç da dahil olmak üzere bütün hazırlık maçlarını izledim) dedim ki, serdar eyilik gibi bir adam varken, kewell, arda, keita nın oynadığı mevkide bu adamın şansı yok. az falan değil, baya baya yok. kazma yaser bile bu aydından daha iyi. lakin rijkaard ne yaptı gerçekten çok merak ediyorum, bu adamı kazanmaya başladı. antremanlarda bir şey görüyor, bir şey anlatıyor ki netanya maçlarında ve ligin ilk maçında banko oynattı. ilk lig maçında da kötü oynadı şeklinde yorumlar var gazetelerde, kesinlikle katılmıyorum. bizim medyamız tabelacıdır, asistin golün sayısına bakıp konuşur. aydın bir şut çekti, direğin dibinden dışarı çıktı, bir pozisyonda da kaleci ile karşı karşıya kalıp atamadı. onları atsa netanya kralı aydın bu maçta 2 golle maçın adamı olacaktı. ben şu kadarını söyleyim, aydın bu, geçen sene beni deli eden aydın, netanya maçı gibi her maç oynamak zaten imkansız, ama bu sene oyunun içinde, top taşıyor, orta yapıyor, defans arkadasına koşu yapıyor. herife yerli messi diyen köşe yazarları vardı, eğer böyle dangalık bir beklentiniz yoksa, eğer "this player will be used for rotation" deyiminin ne olduğunu ve rotasyon denen olayın ne kadar önemli olduğunu biliyorsanız aydın bu sene için kazanılmış iyi bir futbolcudur.
şimdi başka bir başlık, rotasyon ne kadar önemli? şöyle söyleyim, galatasaray geçen sene 31 kişilik bir kadroya sahipti, bunların her maç max 18 tanesi kadroya girdi, yani galatasarayın sakatlar dahil her maç tam 31-18 = 13 tane dinlenen evde maç izleyen futbolcusu vardı. ama skibbe kadroyu o kadar kötü idare etti ki, her maçı arda,ayhan,barış, baroş gibi oyuncuların üzerine yıktı, takım da artık hamburg maçının son yarım saatini dili dışarda bitirdi. galatasaray hamburga çok dramatik elenmiş..yahu elesek ne olacaktı, manchester city ile eşleşip daha beter drama yaşayacaktık. premier lig takımına karşı fizik gücü olmayan yorgun bir takım..tecavüz olurdu tecavüz..şimdi bu sene bakıyorum geçen sene kulübede kewell var aydın var, serdar var, baktın arda çok mu yoruldu, alırsın ikinci yarı bunlardan birini oyuna oyuncunu dinlendirirsin. bu bile rijkaarda övgüler yağdırmak için yeterli bir sebep. ha birde sabri var sanırım hocanın kazanmaya uğraştığı, onu bilen anlayan varsa bana açıklasın. sabri ve uğur şöyle bir karşılaştırırsak belki sabri biraz daha ofansif, daha agresif oynuyor diyebiliriz, halihazırda hakan baltada çok fazla çıkmayan garanti oynayan bi bek, belki o yüzden sabriyi tercih ediyor. sabri hakkında hiç bir yorum yapmayacam, sadece bir ricam var, umarım yerine ulaşır..http://gelgidersin.blogspot.com/ blogunun sahibi arkadaş maçlardan oyuncular ne yapmış diye harika kesitler hazırlıyor. bir gün otursun kafasına göre bir maç seçip sabri için hazırlasın bunu. çok rica ediyorum. arkayada serdar ortaç tarzı şopar bir müzik, youtubeda en çok tıklanan videolar arasına gireceğine eminim.
Saturday, August 01, 2009
retro futbol
sezon 2001/02 beşiktaşı christoph daum, fenerbahçeyi mustafa denizli galatasarayı ise lucescu çalıştırıyor.
sezon 2009/10 bu sefer daum feneri mustafa denizli beşiktaşı çalıştırıyor. galatasaray ise geçen sene o dönem ki hocası lucescuyu ve bir önceki dönemden hocası fatih terim almak için yırtındı durdu. en adından isimleri medyada çok geçti.
son on yılda bakıyoruz beşiktaş 2 defa şampiyon olmuş sanırım, fenerbahçe gene 3 4 kez sanırım..bir o kadar da galatasaray, avrupada fenerin geçen sene çeyrek finali dışında hiç bir numara yok, fener sadece 5 gol 7 gol yediği devri kapattı. galatasaray için ise kara bir dönemdi. beşiktaş ise adını fazla duyuramadı.
şimdi benim sorum; acaba o dönem fenerbahçe denizliyi, beşiktaş daumu tutsa daha iyi olmaz mıydı? bence olurdu..
Subscribe to:
Comments (Atom)