Sunday, September 27, 2009

Dissection - Thorns of Crimson Death

kanımca en iyi dissection parçası, where dead angels lie dan falan çok daha iyi..



See the plains lie ghastly silent as being frozen in time
A place of distress where evil still lies vigilant enshrined
Years that passed are now centuries and forgotten seem the
fallen ones
But on lived the memories in the spirits of a battle sons

Chorus:
Hear the choirs
Is it the wind that brought back their cries?
Once forged in blood by tragedy
Sharp were the thorns of crimson death

Through the air again our voices whisper
and awake are now your eyes
For too long closed in slumber - but death didn't prove our demise
By ages so dark we've been sculptured
as fragments of story and tales
As we haunt we are endlessly captured
and shrouded in the wind that here wails

Chorus:
Hear the choirs
Is it the wind that brought back their cries?
Forged in blood by tragedy
Dark were the thorns of crimson death

By ages so dark we've been sculptured
as fragments of story and tales
By the place that we haunt we are captured - Against
eternity we can prevail

Chorus:
Hear the choirs
Is it the wind that brought back their cries?
Forged in blood by tragedy
Dark were the thorns of crimson death

Thursday, September 10, 2009

bir kaç linux yalanı

aşadaki maddeler genelde home desktop kullanıcıları için düşünülmüştür. windows veya mac os x server editionlarını test etme imkanım malesef olmadı.
1. linux güvenlidir
evet, piyasanın en az kullanılan işletim sistemi olduğu için fazla saldıranı yoktur. zaten linux kullanıcıları kendi yağlarında kavrulan, kendi kendilerine ufak tefek olaylarla mutlu olan insanlardır. gentoo işlemi sistemi derleyip wireless adaptörünü tanıtabilmek gibi. sonra o adaptör için AES desteği ararken kendini nerdic hissedip mutlu olmak gibi. evet, az kullanılan ve yapacağınız her adımda sizden şifre isteyen bir sistem güvenlidir. bende alış veriş mağazasına giren herkesin donunun içine bakıp her 5 dakkada bir kontrol edersem üst düzey güvenlik sağlamış olurum. rahatsız edici bir güvenliği vardır linuxun.

2. linux size sayısız program sunar..hemde hepsi özgür ve parasız.
richard stallman bu open source, free software tartışmalarında free kelimesinin altını çiziyor. diyor ki free beer anlamında değil, free speech anlamında. özgürlük diyor yani, beleşçilik değil. linux kullanan biri yüzlerce kötü yazılmış program arasından istediğini indirebilir, kaynak kodlarını inceleyip istemediği yerde değişiklik yapabilir. gene nerdic bir sevda. benim için setup.exe i download edip iki defa tıklamak, kaynak kod indirip readme okuyup, ordan buradan gerekli paketleri toplamaktan çok daha büyük bir özgürlük. beğenmedim programın featurelarını kaynak koddan değiştirecek ne vaktim ne kudretim..benim bir sosyal hayatım var! amarok, banshee öne çıkan linux bazlı media programları. biri kde diğeri gnome için..ikisini toplasan bir toplasan bir winamp etmez. lyric plugin indirmek bile eziyet oldu banshee de, amarok ise bir ara mp3 için not supportable format dedi. talep etmediğim bir özgürlük için afganistan şartlarında yaşamaktansa, krallar gibi başkasının bana istediğim şeyleri sunduğu bir ülkeyi tercih ederim. bu arada bir hatırlatma, geçenlerde makinamı formatladıktan sonra kurduğum programların hiç birisi paralı değildi. yani piyasada açık kod olmasada parasız sayısız program var..linux kodunu ise hiç ama hiç merak etmiyorum.

3. windows programlarını linux altında çalıştırabilirsiniz.
evet 2 tane yol var..ya virtual box olayı, performans konusunda oldukça başarısız bir olay. yada wine gibi emulation olayı. wine ile neverwinter nights çalıştırdım, oyundan herşey vardı, karakterimin gölgesi dahil, ama karakterimin kendisi yoktu. renkler falan soluktu. bir üstteki maddede yüzlerde kötü yazılım derken bunu kast ediyordum. çalışıyor mu evet, ama illeki adamı kıl edecek olmamış dedirtecek bi şeyler oluyor. asla windows xp nin verdiği kullanım rahatlığını sunmuyor linux.

4. linux öğrenmek kolaydır
değildir..linux nerdleri için mesele değildir, bilgisayarla hobi olarak uğraşan insanlar için belki biraz zaman alır, ama düz kullanıcı için imkansıza yakındır. windows partisyonunu mount etmek için terminal açıp komut satırına bir şeyler yazıyorsun, her defasında olsun diye etc/init.d açıyorsun, editliyorsun falan..ben en son dos 6.22 kullanırken autoexec.bat editliyordum o şekilde oyunlarım çalışşın diye..oyun dediğim de wolfenstein. linux kolay değildir, çağ dışıdır..

bunlar şimdilik aklıma gelenler, yeri geldikçe buraya bir şeyler eklerim. kapanış olarak konu ile ilgili ufak bir anım; üniversitede sabah derse gidiyordum. birbiri ile konuşan 2 tane nerd (tip falan tam ama uzun saç, gömlek, gözlük falan) biri öbürüne "umarım starcraft 2 linux altında çalışır" diyordu. günüm güzel başladı dedim kendi kendime..

Wednesday, September 09, 2009

Amon Amarth - Runes To My Memory

böyle yarı insan yarı hayvan..bilmem kaç metre küp gazı 4 dakkaya sıkıştırmış, açınca patlayıveriyor..



We hold the rivers of the eastern trail
Deep in the land of the Rus
Following the wind in our sails
And the rythm of the oars

No shelter in this hostile land
Constantly on guard
Ready to fight and defend, our ship to bitter end

We came under attack
I received a deadly wound
A spear was forced into my back
Still I fought on

When I am dead, lay me in a mound
Raise a stone for all to see
Runes come to my memory!

Here I lie on the river bank
A long long way from home
Life is pouring out of me
Soon I will be gone
I tilt my head, to the side
And think of those back home
I see the river rushing by
The blood runs from my wound

Here I lie, on wet sand
I will not make it home
I clench my sword in my hand
Say farewell to those I love

When I am dead, lay me in a mound
Place my weapons by my side
For the journey to hall up high

When I am dead, lay me in a mound
Raise a stone for all to see
Runes come to my memory!
To my memory

Friday, August 28, 2009

Deadlock - Fire At Will

sözler çok salak ama hatunun sese ve özellikle soloya dikkat...




Me and my family love roaming the woods
It's all about hunting, live, learn and play
But it's not easy being a hunter these days
We have to find new excuses for our madness every day

Should I ever kill an animal without a reason
I will quickly fake up a new hunting season

Deep in the woods - I am the law
Man against nature - that's my war
Seek, aim and kill
Fire at will!
Under the cloak of tradition
An executing mission
Seek aim and kill
Fire at will!

There are so many of them
They need some killing
My instinct tells me to
And their heads make a good trophy, don't they?

Okay, I kill for fun and amusement
But don't blame it all on me
Because I am not the only and by far
Not the most vicious creator of misery

Wait, quiet now, shut up
I hear something coming
Thank you god
Finally I will get my trophy

It is time for a shot now
A shot for glory
My god made me kill
My own daughter Sophie

Deep in the woods - I am the law
Seek, aim and kill
Fire at will!
Under the cloak of tradition
An executing mission
Seek aim and kill
Fire at will!

Deep in the woods - I am the law
Man against nature - that's my war
Seek, aim and kill
Fire at will!

Mankind is made for hunting
And that is all we do
Seek, aim and kill
Fire at will!

(May for the last bullet in this game
my own head be the aim)

Friday, August 21, 2009

Kanarya'da 'adale' problemi

Önce Carlos, ardından Alex, son olarak da Deniz... Üçünün ortak yönü adale sakatlığı.
25. dakikada etrafında kimse yokken acı içinde topu bırakıp arka adalesini tutan Deniz Barış’ın, bir kaç hafta sahalardan uzak kalacağı öğrenildi. Üç futbolcunun aynı şekilde sakatlanması kafalarda soru işareti bırakırken, Daum’un yorumu ilginçti: “25 yıllık teknik direktörlüğümde, bir takımda bu kadar adale sakatlığını hiç yaşamadım. Yeni bir kan testi yaptırmayı düşünüyoruz. Ayrıca dişleri de kontrol etmek gerekiyor. Çünkü adale sakatlıklarının nedeni diş iltihaplanması olabilir. Araştırmak gerek.”


haber başlığı ile birlikte aynen fanatik gazetesinden alıntıdır..cidden merak ediyorum, acaba daum aşırı yükleme mi yapıyor diye. roberto carlos kaç yıldır şut atıyor, herhalde topa vururken adelesi hiç atmamıştır. veya alex maç başlayalı 10 dakka olmadan çok da kendini zorlamadığı bir pozisyonda adalesi attı. sezon başladı, yoğun dönemi girdiğimizde hep birlikte göreceğiz.

Thursday, August 20, 2009

kewell bordo maçı



bu golde dikkatimden kaçan bir şey, yeni fark ettim. top lincolnde iken kewell kaleye bakıyor ve kalecinin çok kötü yer tuttuğunu görüyor. top ardaya gelince -videoda net görünüyor- pas istiyor, ardanın pas zaten o kadar istiyorsun al madem tarzı bi pas, kewell orada hiç düşünmeden elinden gelen en kısa zamanda düzeltip vuruyor. top gelmeden biliyor eleman nereye nasıl vuracağını. haginin vakti ile monacoya attığı gol ile aynı sınıfa koyarım. yani uzaktan vurdu doksana çaktı golü değil, kaleci avlama golü. boşuna birine profesör diğerine büyücü demiyorlar. adam bilgisayar oyunun bugını bulur gibi, 1 saniyelik bir açık buldu ve skoru değiştirdi. madem lafı geçti, bu da haginin vakti ile monacoya attığı gol.

Tuesday, August 18, 2009

Spring Of Rage




bu aralar bol bol moonspell - night eternal dinliyorum, harika olmuş tadından yenmiyor. fernandonun yorumlar hat safhada. bu da bence albümün en gaz veren parçası..

As if in a spring of rage

Your fury and beauty would incarnate

kısmı ise ayrı güzel..kralsın be fernando!

Thursday, August 13, 2009

Denizlispor - Galatasaray maçı





galatasarayın dağılımı büyük ihtimal bu şekilde olacak. forvet hattı son 5 maçta attığı 16 golle galatasaylı tarafları mest etmiş durumda ama bu malesef biraz defanstaki sabri-gökhan zan fenomenini görmemize engel oluyor. gökhan zan beşiktaşta izlerken hiç beğenmediğim, milli takımda gördüğümde şaşırdığım bir oyuncu. kendisi hakkında ağır eleştiriler yaptıktan sonra beni mahçup ettiği olmadı değil, o yüzden dengeli gideyim, aradığımız defans oyuncusu değil diyeyim, ama çoğu galatasaraylının benimle aynı fikirde olduğuna eminim. sanırım son şampiyon olduğumuz dönemin emre güngörünü herkes gökhanın yerine orada görmek istiyordur. fenomenin diğer dalı ise sabri, burada sanırım manırım yok, galatasaraylıların %95 i sabrinin yerine uğuru görmek istiyordur orada. yahu 1,5 sene yakından sakatlık takip ettik, sabriye sabır edip bekledik..sabride olup da uğurda olmayan herhalde bir sürat vardır.uğur da sabri kadar atağa katılıyor, daha isabetli ortalar yapıyor, gereksiz şutlar atmıyor, defansta durması gerektiği yeri (aynı zamanda stoperde oynadığı için) sabriden daha iyi biliyor ve saha içi gerginlik, kavga, hakemle diyalog falan gibi aptallıklar yapmıyor. buyrun antep maçı, sabrinin penaltı pozisyonunda durduğu yer yanlış, yaptığı penaltı gereksiz, hakeme olan çimkirmesi amatörce..lakin in rijkaard we trust diyip susuyoruz..

mustafa sarp o bölgede topalı şimdilik aratmadı gibi, denizli fenerbahçe maçında izlediğimiz kadar kötü oynarsa bende oynasam orada çok fark etmeyecektir zaten. o bölgede top kapıp tek top oyunu açan bir oyuncu ayhanın verimini de arttırmakta. ayhan kendini cidden çok geliştirdi ki, bu yaştan sonra milli takıma çağırılmaya ilk 11de oynamaya başladı. ayhanın kapasitesi belli, ama izleyen her maç bu kapasiteyi zorladığını görüyordur. pres yapar, çalım atar, dikine ileri pas atar, ceza sahasına girer, şut çeker..her işi yapar bu adam. her şeyden öte top kimde olursa olsun gider dibine pas ister, sorumluluk alıp takımı rahatlatmaya çalışır. (seyircisiz oynanan maçlarda ayhanın çığlık çığlağa nasıl pas istediği daha net duyulmaktı idi) hele arkasında sarp veya topal varsa bunları daha da rahat yapar. öndeki 3lüyü zaten bilen biliyor, keita bu sene iş yapacak gibi, topu aldığı vakit her an dikine içeri dalacak gibi oynuyor, arda baros zaten belli..şimdi esas merak konusu elano. denizlinin hocası geçen hafta lig genelinde hep açık futbol oynayacaklarını söylemiş. umarım öyle yaparlar, kapanan defansı açmak için ıkınan bir elano izlemek zorunda kalmayız. herkes deli diyor adama, artık takımla oyumu falan merak konusu..izleyip görecez..hayranı olduğum çok beğendiğim fenerli "alexin çağrılmadığı brezilya milli takımına gidecek kadar iyi bir oyuncu" argümanı bile ayrı bir heyecan yaratmakta..

tahminim maç ilk yarıda kopar, ikinci yarı rijkaard arda,ayhan,baros falan gibi hafta içi milli maçlardan yorgun gelen oyuncuları dinlendirip aydın,nonda falan gibi çıkışta olan oyuncularla devam eder veya talinn maçı için düşündüklerinin provasını yapar.

tabi ki dileğim "yorgun" sabrinin yerine tamamen uğurun oynaması, birde şu serdar eyilik denen gence en az aydına verilen şansın verilmesi. galatasaray sikertir gibi bir yazı oldu evet, bunu düşünme sebebim kağıda bakıp, ardaaaaa keitaaaa elanoooooo diye gaza gelmem değil, geçen hafta oynanan denizli fenerbahçe maçını izlemiş olmam. fenerbahçe 10 - 0 lık tarihi sezon açılışı yapmak istese yapardı, daumun anıları depreşmiş olsa gerek üstüne gitmedi denizlinin.

Tuesday, August 11, 2009

aydın efendi

zaten bilindik bir şeydi ama son 2 maçta net bir şekilde gördük ki, rijkaard gençleri kazanma yönünde üstün çaba sarf edecek.

bu aydın denen genç kardeşimize ben çok küfür ettim, hem kötü bir futbolcu olduğunu düşünüyordum, hem kendisi baya bir kötü oynuyordu - bilhassa geçen sene, hem de üstünde yeni arda olmak gibi aslında anlamsız bir baskı vardı. geçen yıl galatasarayın bütün maçlarını izledim,aydın zaten çok nadir şans buldu, orada da yaptığı olumlu herhangi bir hareket hatırlamıyorum. bir tane sadece çok seri bir depar vardı topla rakip sahaya, onda da burası türkiye ligi aslanım diye indirmişlerdi faulle aşşa..bu sene özellikle hazırlık maçlarınından sonra (evet, uyuz alman 5.lig takımına karşı yapılan maç da dahil olmak üzere bütün hazırlık maçlarını izledim) dedim ki, serdar eyilik gibi bir adam varken, kewell, arda, keita nın oynadığı mevkide bu adamın şansı yok. az falan değil, baya baya yok. kazma yaser bile bu aydından daha iyi. lakin rijkaard ne yaptı gerçekten çok merak ediyorum, bu adamı kazanmaya başladı. antremanlarda bir şey görüyor, bir şey anlatıyor ki netanya maçlarında ve ligin ilk maçında banko oynattı. ilk lig maçında da kötü oynadı şeklinde yorumlar var gazetelerde, kesinlikle katılmıyorum. bizim medyamız tabelacıdır, asistin golün sayısına bakıp konuşur. aydın bir şut çekti, direğin dibinden dışarı çıktı, bir pozisyonda da kaleci ile karşı karşıya kalıp atamadı. onları atsa netanya kralı aydın bu maçta 2 golle maçın adamı olacaktı. ben şu kadarını söyleyim, aydın bu, geçen sene beni deli eden aydın, netanya maçı gibi her maç oynamak zaten imkansız, ama bu sene oyunun içinde, top taşıyor, orta yapıyor, defans arkadasına koşu yapıyor. herife yerli messi diyen köşe yazarları vardı, eğer böyle dangalık bir beklentiniz yoksa, eğer "this player will be used for rotation" deyiminin ne olduğunu ve rotasyon denen olayın ne kadar önemli olduğunu biliyorsanız aydın bu sene için kazanılmış iyi bir futbolcudur.

şimdi başka bir başlık, rotasyon ne kadar önemli? şöyle söyleyim, galatasaray geçen sene 31 kişilik bir kadroya sahipti, bunların her maç max 18 tanesi kadroya girdi, yani galatasarayın sakatlar dahil her maç tam 31-18 = 13 tane dinlenen evde maç izleyen futbolcusu vardı. ama skibbe kadroyu o kadar kötü idare etti ki, her maçı arda,ayhan,barış, baroş gibi oyuncuların üzerine yıktı, takım da artık hamburg maçının son yarım saatini dili dışarda bitirdi. galatasaray hamburga çok dramatik elenmiş..yahu elesek ne olacaktı, manchester city ile eşleşip daha beter drama yaşayacaktık. premier lig takımına karşı fizik gücü olmayan yorgun bir takım..tecavüz olurdu tecavüz..şimdi bu sene bakıyorum geçen sene kulübede kewell var aydın var, serdar var, baktın arda çok mu yoruldu, alırsın ikinci yarı bunlardan birini oyuna oyuncunu dinlendirirsin. bu bile rijkaarda övgüler yağdırmak için yeterli bir sebep. ha birde sabri var sanırım hocanın kazanmaya uğraştığı, onu bilen anlayan varsa bana açıklasın. sabri ve uğur şöyle bir karşılaştırırsak belki sabri biraz daha ofansif, daha agresif oynuyor diyebiliriz, halihazırda hakan baltada çok fazla çıkmayan garanti oynayan bi bek, belki o yüzden sabriyi tercih ediyor. sabri hakkında hiç bir yorum yapmayacam, sadece bir ricam var, umarım yerine ulaşır..http://gelgidersin.blogspot.com/ blogunun sahibi arkadaş maçlardan oyuncular ne yapmış diye harika kesitler hazırlıyor. bir gün otursun kafasına göre bir maç seçip sabri için hazırlasın bunu. çok rica ediyorum. arkayada serdar ortaç tarzı şopar bir müzik, youtubeda en çok tıklanan videolar arasına gireceğine eminim.

Saturday, August 01, 2009

retro futbol

sezon 2001/02 beşiktaşı christoph daum, fenerbahçeyi mustafa denizli galatasarayı ise lucescu çalıştırıyor.

sezon 2009/10 bu sefer daum feneri mustafa denizli beşiktaşı çalıştırıyor. galatasaray ise geçen sene o dönem ki hocası lucescuyu ve bir önceki dönemden hocası fatih terim almak için yırtındı durdu. en adından isimleri medyada çok geçti.

son on yılda bakıyoruz beşiktaş 2 defa şampiyon olmuş sanırım, fenerbahçe gene 3 4 kez sanırım..bir o kadar da galatasaray, avrupada fenerin geçen sene çeyrek finali dışında hiç bir numara yok, fener sadece 5 gol 7 gol yediği devri kapattı. galatasaray için ise kara bir dönemdi. beşiktaş ise adını fazla duyuramadı.

şimdi benim sorum; acaba o dönem fenerbahçe denizliyi, beşiktaş daumu tutsa daha iyi olmaz mıydı? bence olurdu..

Tuesday, July 28, 2009

4-3-3

ben inanmıyorum arkadaş bu sistemin efsane olduğuna, futbolun yeni düzeni olduğuna falan. futbolu orta sahada oynacaksın, ataklarıda defansıda orta sahadan başlatacaksın. o yüzden basbas bağarıyor herkes "iki yönlü orta saha oyuncusu" diye. o yüzden lincolnler alexler falan benim gözümde futbolcu değil.


total futbol diye bi yalan var, neymiş tüm takım defans yaparmış, defans forvetten başlarmış, hucümları defans oyuncuları başlatırmış. yahu 2 taşın yerini değiştirip felsefe diye satıyorlar ben ona kıl oluyorum. nedir yani 442 oynayan sistemde ilerde rooney gibi, torres gibi forvetlerin olsa, ilk hazırlık paslarında basmak yerine orta sahadaki ilk, sahadaki ikinci istasyonda bassalar ve kontra için geride derinlik bıraksalar bu forvette başlayan hucüm olmuyor mu? veya aynı mantık ilk topu servet kewella değilde ayhana verince defans hucüm başlatmış olmuyor mu? kaldı mı bugün rakip takip defansı pas yaparken duran top şimdi onlarda, bana gelsin diye bekleyen takım?

gelelim başka bir yalana, 433 total futbol!! yahu 442 oynayan bir takım atak halinde (beklerini oyuna katarsa) rakip yarı sahada 8 kişi ile oynuyor, 2 bekde orta sahaya kadar çıkıyor. hele birde baskıyı kurarsan atıyorum 20 dakika 30 dakika oyunu 100 metrede değil 50 metrede oyunursun. (al sana total ekonomik futbol) almanlar o mühendis beyinleri ile vakti ile demişler ki, 442 sisteminde 4 defans oyuncusu yerine 3 defans ile oynayalım ve defanstaki bir oyuncu yerine 1 ortasaha oyuncusu daha kullanalım. iyi de etmişler..bugün 442 gibi görünen sistem aslında kısmen sahaya 262 gibi yansıyan bir sistem. almanlar vakti ile bu işi çözmüşler, kalabalık orta saha. vakti ile fatih terim 361 oynadığı bir isviçre maçı hatırlıyorum. yani total oynayacaz, türkçesi ile birbirimize yakın oynayacaz diye ille 3 tane forvetle maça çıkmana gerek yok.




aslında çok kasmaya gerek de yok, 352 443 4231 falan..442 yi oynamayı bilen çok yönlü adamları koyarsın, oynarsın..gariban yurdum insanını sabrileri yaserleri yormassın böyle rakamlarla felsefelerle..vakti ile del bosque beşiktaşta iken durmadan kötü sonuçlar alıyormuş, yöneticilerde soruyormuş, hocam takviye yapalım, bir 10 numara falan..del bosque ise sadece 442 iyidir diyormuş. demirören falan ilk yılları,adam götünü yırtıyor takım uçsun diye, del bosque sadece 442 iyidir diyormuş. beşiktaş hocaya dayanamadı kovdu..ama 442 iyidir.

Sunday, June 29, 2008

cehÜnnem

müdürsüzlüğünüzün hüzüntüsünü düşünürmüydünüz?

Wednesday, February 27, 2008

Anlı şanlı asker oğlum..

Memleketim gene kavga kıyamet, yandan yeme bi avrupalılık, birbirine girmiş havada askıda kalmış kavramlarla millet birbirine saldırıp duruyor. Benim tokat yediğim saçmaladığım nokta -ben ki eşcinselleri,travestileri,sokak çocuklarını toplayıp aile planlamasını sadece belirli kişilere çoğalma izni vererek kontrol etmek isteyen biriyim, bu fikirlerimde de halen "teorik" olarak sabitim- neden benim gibi birinin hislerine Cemil İpekçi, Bülent Ersoy tercüman oluyor..ve gene de helal olsun dedikten sonra tartışmanın karşı tarafında Ebru Gündeş gibi bir beyinsizinin sinir bozucu açıklamalarını buluyorum?

Şimdi Bülent Hanımefendi dediklerinde Adan Zye kadar haklı, eğer birileri memleketi kan dökerek korumak istiyorsa gitsin göndersin kendi oğlunu, esasen bu gazı veriyor olmaları zaten suç iken, ben gazı almadım gitmeyecem askere demek suç oluyor. Türkiyenin hedef aldığı(olmaya çalıştığı) büyüklükteki,güçteki ülkelerin hiç birinde böyle saçma bi uygulama yok..Bırakın şehit olmayı, kimsenin kimsenin ömründen vaktini,ruh sağlığını çalmaya hakkı yok. Hele bunu vatan hizmeti diye satmaya hiç yok..Ben vatana kendi bildiğim gibi hizmet edecem, mektem okuyacam, yazıp çizecem, yurt dışında lobi yapacam..sen önce gel bi askerlik yap, onları yaparsın sonra diyen beyinlerinizin içine tükereyim..Askerlik hizmeti zaten çağ dışı bir hizmet, bir de bunu vatan millet bayrak gibi değerleri kullanıp dayatma halinde yaptırıyor olmaları daha çağ dışı..Vicdanı red işte kısaca, istemiyorum dedikten sonra bana sen vatan hainimisin demesin kimse..bu aptallık,bu geri kafalılık çok daha büyük bi vatan hainliği.


Ya Ebru Gündeş karısının savsatası? Surat bi ton fondoten, bilmem kaç defa gerdirilmiş, gögüşler allı pullu fora, örnek türk anası gibi bi ağız, allah inşallah bana da bi evlat verir de anlı şanlı gönderrim askere, kaderde zaten şehit olması ise olur..napalım..vatan bölünmez vs.vs..vs..ettiği her kelimeden birer birer salaklık damlayan bir karının ettiği lafların ülkenin önemli konusundaki genel politakası olması beni gerçekten korkuyor..Şehitler ölmez diye bi şey yok..Şehitler ölüyor, anneler evlatsız kalıyor..Çocuklar babasız büyoyor..toplumda ölen öldü diye zaten manyak bi nefret büyüyor, ve bunlar olurken vatan da bölünmüyor,duruyor sanıyor bu gerizekalılar..İstanbuldan kürtleri gönderelim mi Doğuya diye bi anket yapılsa merak ediyorum kaçınız o bölünmeyen vatan için "kürtler kalsın" diyeceksiniz..Siz bayrağınızı kanla korumaya devam edin..Şehitler ölmez dediğiniz olay 20 yaşında Türk gençleri ölmesinden ve o ölümlerin toplumda nefreti deşmesinden ibaret..

Benim oğlum eline silah almasın demek, artık durdurun bu savaşları demek en basit seviyesinden bir insanlık gereksinimi. Oğlun elinde silah, dağda kafayı yesin, birileri vatan bayrak falan diye beynini yıkasın,sen buna alkış tut, benimde inşallah oğlum olur, bende bu sadist gururu tribünler yaşarım de..umarım inandığın allah sana ve evlat ne de uzun bir yaşam verir..İnan bana öfke ile bu güne kadar herşeyi çözdün, yok ettiğin hiç bir sorun günün birinde yeniden hortlamadı, bu sorunuda gayet radikal bir şekilde kökünden çözeceksin..

Madem nefret de insana ait bi değer, ben de bu nefret tüccarlarından nefret ediyorum, oturduğu yerden oğlu ölen insanların acılarından şov yapan karaktersizlerden nefret ediyorum..olayları bu çıkmaza getiren o beyaz zihniyeten nefret ediyorum..Dediğim gibi en samimi dileğim fazla yaşamamanız, bizim kaynaklarımızı gereksiz yere tüketmemeniz..

(bu defa kustum sanki öfkemi..)

Saturday, February 02, 2008

Atam paranoyak bunlar!

Türban gerginliği o kadar güzel bir yolda ilerliyor ki, öfkeli kalabalıklar memleketin gidişatını Ata'ya şikayet ediyorlar, Komiser Şekspirde filmindeki çok yanlızım Atam karikatürü gerçek olmuş durumda. O esnada Anıtkabire ziyarete gelen 2 türbanlı kız yahulanıyor, tabi bunlar türbanını çene altından değil iğne ile bağlayanlar. Anadolu modeline kimsenin bi lafı yok, annenelerimiz öyle bağlardı. Ama bu siyasi simge. Annenen çok iyi bi insandı, bunlar türbanlılar ve çok kötü insanlar, rejimi değiştirip bizi irana çevirmek istiyorlar. Tabi bir o kadar da cesurlar, kendilerini saklama ihtiyacı duymuyorlar. Memleket çok kötüye gidiyor, ülkenin başına örtü örtmek istiyorlar..Atam ne olursun yardım et, Türkiyem İran olmasın , Türkiyem Malezya olmasın Atam ne olursun!! Gerçi mesele türbanlı kızlarımız yavrularımız değil, onlara bu türbanı zorla taktıran türbancılar..yani bu kızlarımızın özgür iradeleri yok, yanlış eğitilmişler. Doğrusunu tabi ki biz biliyoruz, doğrusu tabi ki türban gibi bir prangayı başına bağlamamak "modern,özgür ve bağımsız" olmak. Tabi ki değerli vakitlerini belirli bir kitleyi Atamız Ulu Önderimiz dahi olsa "ölmüş birine" yani teknik olarak şikayetlerini duyamayacak birine iletmek ziyadesiyle "modern" bir haraket. Geleceğe umutla bakan Türk kadınından beklenen davranış. Artık insan yeter demek istiyor..bi kendinize gelin demek istiyor..herkes bi adım geri atsın, işimize bakalım demek istiyor. Aklı selim zaten bunu diyor da, demokrasi az ve özün değil çoğunluğunun dediğini yaptırıyor. Çoğunlukta işte meydanlarda avazı çıktığı kadar bağarıp kavga istiyor. Amerika emperyalist, Kürtler bölücü, solcular anarşist, türbancılar türbanlılar artık adını nasıl koyyorsanız rejim tehdini..Türkün tabi ki türkten başka dostu yok..size yakışan tek bir tanım o da paranoyak..ağır dereceden paranoyak..Bende sizi atama şikayet ediyorum : "Atam paranoyak bunlar!!!"

Wednesday, January 30, 2008

Geleceğin Korsanları

Korsan denen olaya oturup tarafsız bakmaya çalıştığınız vakit edecek zaten fazla laf yok gibi geliyor. Elinde hakkın olmadan parasını ödemeyen bir şeyi kullanıyorsun.Gayet açık seçik yasalar var, yasalara karşı geliyorsun vs..vs.. Ama ben bu olaya taraflı bakmak istiyorum, şöyle ki;

Ben tüketiciyim onlar üretici, onların bana ihtiyacı var ama benim onlara ihtiyacım yok. Eğer onlar film yapmazsa şarkı söylemezse söyleyen başka birileri olur, gider onu izlerim dinlerim. Birileri aç olduğu süre boyunca başka birileri kesinlikle o isteğe cevap verecek işler çıkartacaklardır. Yani benim onlar için fedakarlıkta bulunmama gerek yok. Ben para vereyim de benim için yeni albüm yapabilsenler para kazanabilsinler diye bi kural yok. Hiç kimse ben filmi,albümü beğenmediğim vakit gelip benim kullanıcı haklarımı hatırlatmıyor. Biz bunu yaptık diyip kapatıyorlar konuyu. Şimdi kişisel zevklere hitap eden bi konuda net çizgiler çizmek tabi ki zor ama kullanıcıya karşı saygısızlık diyebileceğim o kadar kötü işler var ki..aklıma ilk gelen örnek okul filmi. oradan buradan toplama esprileri 2 3 öncesinin insanın gözünün içine giren özel efektlerle birleştirip film yapmışlar, olabilecek bütün esprileride filmin trailerına koymuşlar. Ben bu filme yurtdışında olduğum için sinemada gidemedim, Türkiyede olsam o reklam rüzgarına kendimi kaptırıp bende sinemada izlerdim, verdiğim paraya da lanet ederdim. Burada korsan benim için güzel bi koruma oldu..Birde reklam/kalite dengesizliği açısından Metallica St.Anger albümü diyip konuyu kapatayım. Köklere geri dönüş yalanı ile binlerce fana yalan söyle, üstüne berbat ses kalitesi olan, metal bile diyemeyeceğin bi albüm yap. Bu albümü de internetten indirdiğim için çok mutluyum.

Eskiden insanlar mektup atarlardı bunun için postane para alırdı. Bugün E-Mail var. Hiç kimse haberleşme bizim tekelimiz deyip mail için para almaya kalkmıyor çünkü zaman artık bunu gerektiriyor. Bu örneğe benzer örnekler vermek mümkün, lakin aklıma gelmiyor, gelmesine gerek de yok zaten. Ne demek istediğim bence gayet açık.

Benim kafamdaki gelecekte yeni bi çağ açılıyor. Artık sanatçılar yazarlar her kimse ben bu kişileri üretkenler olarak görüyorum, istedikleri gibi üretimde bulunacaklar. Albüm yapıp sanatını paylaşmak isteyen kişi bunu yapacak. Film çekmek isteyen kişi bunu yapacak. Harcanan paraların değerleri değişecek. Sanatçılar CD satışlarından değil konserlerden orada burada çıktıkları programlardan para kazanacaklar. Filmler sinemada izleme keyfi için para yapar hale gelecek. Kitaplar fikirler olarak gürülüp wikipedia gibi, wikibooks gibi açık kaynak olup açık herkesin olaşabileceği kütüphanelerde olacak. Bu da alternatif bir gelecek ve bence insanlara yasaklar koymaktan, elindeki CDsini internet üzerinden birisi ile paylaşan birilerine bilmem kaç milyon cezalar vermekten, gene yasaklar koymaktan çok daha güzel bi gelecek.

Başta dediğim gibi olaya taraflı bakmak istedim. Bi bilimkurgu dünyasında yaşamadığımızı, olayın objektif bakıldığı vakit nasıl göründüğünü gayet iyi biliyorum. Ama kafamın içinde hep bir ama, hep bir acaba olacak bu konu ile alakalı..

Wednesday, January 23, 2008

YouTube yasağı

Yurt dışında yaşıyor olmam kimseleri yanıltmasın, gayet yakinen takip etmekteyim bu hadiseyi..ilki gerçekleştiği vakit İstanbuldaydım, sabah akşam Lost indirip youtubedan milletin teorilerini izliyordum. Sonra bir sabah bilgisayar ekranımda bu aptal ibare..erişim mahkeme kararı ile durdurulmuştur. Hani Error 403 falan gibi hata ile ulaşamıyorsunuz deseler hayatta aklına ucundan geçmeyecek bi şey, mahkeme kararı falan yazınca bi iki defa okumak zorunda kaldım önce, ne mahkemesi lan ne oluo diye..şimdi bu olay sanırım 3.kez gerçekleşiyor..

NTVMSNBC sitesinde haber yapmış, oraya ulaşabiliyoruz tabi onu okumak serbest, internet yasağının olduğu ülkeler arasında İran var, çin halk cumhuriyeti var, Afganistan falan vardı sanırım. İran mesela bizden daha radikal ve akıllıca davranmış ve wikipediaya, new york times'a girişi yasaklamış. Zaten İrandan rejim karşıtı olduğu için kaçan kaçana, kalan entellektüellerde bilgiye ulaşamasın. Batı ne diyor kimse bilemesin.

NTVMSNBC de yazmayan bi haberi alman kaynaklarda okudum. Avrupada bu internet yasakları olan tek ülke Beyaz Rusya. Onlarda neyin neden yasak olduğunu bilmiyorum. Ama internet yasağının olduğu ülkeleri şöyle bi harita üzerinde gösterdiğiniz vakit çok net güzel bi avrupa / asya sınır haritası çıkıyor ortaya. Hoşumuza gitsin gitmesin medeniyet konusunda habire ders almaya çalıştığımız insanlar yasaklar konusunda bizden daha rahatlar, bu konuda bizim sahip olduğumuz takıntılar komplekslere sahip değiller.

----------------------------

Şu anda okumakta olduğunuz yazı web 2.0 standartlarına güzel bir örnek. Nedir bu? internet hepimizin..kimsesin kendine ait malı değil, ama web 1.0 döneminde web sayfaları statikti, herkesin kendi sitesi vardı webmasterlar belli idi. sayfa içerikleri update edildikçe değişiyordu..şimdi web 2.0 var. içerikleri ben sen o birlikte oluşturuyoruz. Ben bu yazıyı yazarım, biri gelir yorum yazar, o yoruma biri gelir küfür yazar..O küfür bana ait değil, haliyle beni yasaklamak mantıklı değil..Youtube bunun büyükçene bir örneği..Youtube kurallara uyduğu süre boyunca herkes istediğini ekleyebilir, istediği yorumu yazabilir. Youtube da düzen gayet mantıklı bir şekilde kurulmuş..eğer bir video durmadan uygunsuz olduğu için şikayet alıyorsa siteden kaldırılır. Yani herkesin kendi ifade hakkı var, ifadenin eleştiri hakkı var, yeterli eleştiride işleyen kurallar ve duruma göre cezalar var..

Bu durumda elimizden alınan tepki verme hakkımız. O videoyu oraya koymak koyanın hakkı ise, izlemek ve değerlendirmesini vermek benim hakkım. Bu internetin içinde kimi için bi oyun gibi gözüksede web 2.0 döneminin kuralı.

Umarım dünyanın en büyük sitelerinden birine yasak koymayı oyun haline getirenler internet denen oyunun kurallarını öğrenirler, bundan sonra onlarda oyunu kuralına göre oynarlar..

Wednesday, April 25, 2007

Katibim

Üsküdar'a gider iken aldı da bir yağmur..
eğer YouTube'da ufak çaplı bir arama yaparsanız parçanın binbir çeşit farklı yorumlanmış halini buluyorsunuz..(cover diyorum be cover) lakin hiç biri ama hiç biri b u versiyonu kadar güzel değil!! güzel derken ?


Friday, August 18, 2006

Python Binary Trees

Pointerları olmadığı Pythonda veri yapıları arasındaki bağlantıyı nasıl sağlarım gibi soruları olanlara harika bi PythonBT-Implementation
tıkla!

Linux'tan Windows kısmına erişim

Ceviz.Net de yayınlanmış güzel bir yazı..
tıkla!

SuSe Linux altında ISP kurulumu

This is a detailed description about the steps to be taken to setup a OpenSUSE 10.0 based server that offers all services needed by ISPs and hosters (web server (SSL-capable), mail server (with SMTP-AUTH and TLS!), DNS server, FTP server, MySQL server, POP3/IMAP, Quota, Firewall, etc.) and the ISPConfig control panel.

http://www.howtoforge.com/perfect_setup_suse_10.0